Bir hikaye, yaşanmış ve kişisel olsa bile, bir kez dilden geçince,
kelimelere bürününce artık bize ait olmaktan çıkar, o artık gerçeklik kadar kurmacanın da düzenine aittir.
Her şey bir saniye içinde silinip gidecek. Beşikten ölüm döşeğine
dek derlenen sözlük tarihe karışacak. Suskunluğa bürünecek her şey
ve onu anlatacak bir sözcük olmayacak. Aralık dudakların arasından
hiçbir şey, ben men, çıkmayacak. Dil ise dünyayı kelimelere dökmeye
devam edecek. Bayram sofrası sohbetlerinde, yüzü gittikçe silinen bir
isimden ibaret olacağız ve giderek eski devirlere ait, adsız sansız
yığının içinde kayıplara karışacağız.