elif ören

Puan vermedi·556 syf.··
2022 21. kitabı
·
13 günde okudu
·
Okunma: 01 Ekim 2022 09:32
John Steinbeck tarafından kaleme alınmış Gazap Üzümleri 1929'da başlayıp 1930'lu yıllar boyunca devam eden Büyük Buhranı konu alan büyük bir başyapıttır. Sanayileşme ile birlikte topraklarından koparılan işçi sınıfının mücadelesini Joad ailesi üzerinden anlatır Steinbeck. Tarımda makineleşme arttıkça insan gücüne olan ihtiyaç azalır. Halk giderek fakirleşip borçlanır. Oklahama'lılar kime borçlu olduklarının bile farkında değildirler.Karşılarında kanlı canlı biri değil de banka diye adlandırılan bir düşman vardır. Ve bu düşman şimdiye dek gördükleri en acımasız ve en güçlü düşmandır. Çok geçmeden Oklahama'lılar bu düşmana boyun eğip onun için çalışmaya başlarlar. Bir zamanlar dedelerinin babalarının olan bu topraklarda artık başkası için karın tokluğuna çalışırlar. Açlık ve sefalet ile baş edemeyecek duruma gelince de göç etmeye mecbur kalırlar. Joad ailesi de büyük umutlar ile Kaliforniya' göç etmeye karar verir, başlarına gelecek felaketlerden bihaber.Aile büyükbaba , nene, anne, baba , John amca ve çocuklardan oluşur. Kaliforniya ' ya göç etmeden önce aile sahip olduğu herşeyi satıp bir kamyon alır . Ve büyük beklentiler ile yola çıkar. Anne yolda ne pahasına olursa olsun ailenin bir arada kalması gerektiği kanaatindedir. Yolculuk sırasında başlarına türlü türlü felaketler gelir. Mola verdikleri bir yerde büyükbaba hastalanır ,yola devam edemeyecek kadar yorgun düşer. Topraklarından ayrılmanın yükü büyük babaya çok ağır gelir. Bedeni bu yorgunluğa daha fazla dayanamaz ve aileye veda eder. Bulundukları bölgede bir vatandaş öldüğünde devlet gömme parası olarak 40 dolar talep eder. Fakat ailenin bu parayı karşılayacak gücü olmadığından büyük babayı devletin bilgisi olmadan bir yere gömerler. İçinde bulundukları zor durumu ve büyük baba ile ilgili bir kaç bilginin
Gazap ÜzümleriJohn Steinbeck · Sel Yayınları · 202045,7bin okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Puan vermedi·272 syf.··
2022 20. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 16 Eylül 2022 20:50
1932 yılında yayımlanan Cesur Yeni Dünya Aldous Huxley tarafından kaleme alınmış disütopik bir kitaptır. Huxley bu kitapta milat olarak Henry Ford' un T modeli otomobilini ürettiği yılı seçmiştir. Bu dönem, insanları doğadan uzaklaştırma un ,tüketmeye zorlamanın ve bu yolda tarihi ,dini ,geleneği, aileyi , sanatı ve kültürü yok etmenin temellerinin atıldığı bir dönemdir. Huxley kitabı yıllar önce yazmasına rağmen günümüz dünyası ile ciddi benzerlikleri olan bir eser ortaya koymuştur. Aile ve ebeveynlik kavramlarının olmadığı bu dünyada anne ve baba terimleri büyük birer ayıp olarak görülüyor. Bu yüzden "Londra Merkez Kuluçka ve Şartlandırma Merkzi"nde bebekler yapay döllenme ile dünyaya geliyor.Daha doğmadan kaderi belli olan bebekler Epsilon, Gama, Delta ,Alfa gibi isimleri olan sınıflara göre karakter ve kişilik özelliklerine sahip oluyorlar. Birbirinden farklı özelliklere sahip olan bireylerin en büyük ortak noktası ait oldukları sınıfı sevmeleri ve mutlu olmaları. Yeni Dünya sistemindeki en önemli noktalarından biri ise "Hipnopedya" yani uykuda öğrenme metodu. Bebeklere uykularında öğrenmeleri gereken şeyleri hipnoz yöntemi ile öğretiyorlar. Bireylerin ait oldukları sınıfları sevmeleri bu şekilde sağlanıyor. Yeni Dünya'da güçlü duyguların olması istenmiyor. Bu nedenle aşk ,evlilik gibi kavramlar yoktur. Kişilerin yalnız kalması kesinlikle yasak . Çünkü yalnız kalan biryaler düşünür ve düşünmek içinde bulundukları durumu sorgulamalarına sebep olur.Bu dünyada yaşlılık yaşlılık ,hastalık , şişmanlama gibi insan özellikleri de yok. Bunların engellenmesi için ilaçlar ve uygulama odaları kullanılıyor. Kitapta bu dünyadan farklı olarak diğer taraf diye geçen "Ayrık Bölge" de yaşayan yerliler de vardır . Ayrık bölge Yeni Dünyanın tam tersi bir yerdir . Vahşi dünyadaki
İnsan ve Duygular
Cesur Yeni DünyaAldous Huxley · İthaki Yayınları · 202173,3bin okunma
İnsanın Anlam Arayışı
Puan vermedi·166 syf.··
2022 19. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 09 Eylül 2022 22:57
Roman yazarın Auschwitz toplama kampında geçen zorlu günlerinden yola çıkarak ortaya koyduğu bir eserdir.Toplama kampında tutuklu olduğu sırada zor günler geçiren Frankl ve arkadaşları hem fiziksel hem de psikolojik açıdan zor günler geçirmiştir. Ailelerini ve sevdikleri her şeyi kaybeden insanların hayatta kalma mücadelesini anlatan yazar, insanın anlam arayışına vurgu yapmıştır. İnsan hayatta ne ile karşılaşırsa karşılaşsın ne kadar büyük acılar çekerse çeksin uğruna yaşamaya değer bir şeyler mutlaka var. Şuan hayatta olmamızın bir sebebi var ve bunu bulmalıyız. Hayatta hepimizin farklı görev ve amaçları var. Hepimiz birbirimizden farklı karakterlere sahip olduğumuzdan bu görev ve amaçlar ancak bizim varlığımız ile gerçekleşebilir. Bu hayattaki yerimizi hiç kimse dolduramaz. Zaman zaman büyük zorluklarla karşılaşabiliriz büyük acılar çekebiliriz bunlar bizi yaşamdan koparmamalı. Frankl'a göre " Acı da yaşamın bir parçasıdır ve en az yaşamın kendisi kadar anlamlıdır." Çektiğimiz acıların büyüklüğü gözümüzü korkutup bizi vaz geçmeye itebilir ancak acılarımız ne denli büyük ise taşıdıkları anlamlar da o kadar büyüktür. Özetle hayatımızdaki tüm zorluklara rağmen yaşamayı sevmemiz acılarımızla yaşamayı öğrenmemiz gerek. Yazarın vurgulamak istediği bir nokta ise karşılaştığımız zorlukların karakterimize olan etkileri . Karşılaştığımız zorluklar nasıl bir insan olduğumuzu yada olacağımızı ortaya çıkarır. Şartlar bizi ne kadar zorlarsa zorlasın içimizdeki "iyi"den vazgeçmemek bizim elimizde.Sonuç olarak nasıl bir insan olacağımızı yada nasıl bir insan olmamız gerektiğini biz seçeriz. Elif Ören
İnsan ve Duygular
İnsanın Anlam ArayışıViktor E. Frankl · Okuyan Us Yayın · 202651,4bin okunma