BEDENSEL ve ZİHİNSEL UYUŞTURUCULARIN HAK-BATIL MÜCADELESİNDEKİ YERİ
01- Tarih elbette insanın tarihidir; ancak uyuşturucu/ilaç karteli, insanın "düşünen bir canlı" olma vasfını biyokimyasal yöntemlerle elinden almaya çalışmaktadır.
02- "Hak ile Batıl" mücadelesinde batılın en büyük stratejisi, insanın akıl ve irade mekanizmasını uyuşturarak onu "düşünemez" hale getirmektir.
03- Haşhaş burada bir "ekonomik üretim aracı" değil, batılın insan ruhunu esir almak için kullandığı bir "zihin prangasıdır."
04- Tarihi materyalizm üretimi kutsar; biz ise batılın üretimi nasıl bir "imha silahına" dönüştürdüğünü ifşa ediyoruz.
05- İnsan inandığı gibi yaşar; fakat uyuşturucu/ilaç karteli, insanın yaşam kalitesini ve biyolojik dengesini bozarak onun "inanma ve cihad" azmini kırmayı hedefler.
06- 1909 darbesi sadece bir koltuk değişimi değil, bir "fikrin" (İstiklal ve Hilafet) biyolojik bir saldırıyla (narko-terör) boğulmasıdır.
07- Sultan Abdülhamid'in mücadelesi sadece toprak değil, ümmetin "zihin berraklığını" koruma mücadelesiydi.
08- Uyuşturucu/ilaç karteli, insanın düşünceleriyle arasına kimyasal perdeler çekerek "batılı hak, hakkı batıl" görmesini sağlar.
09- Haşhaş, uyuşturucu/ilaç kartelinin elinde bir maddedir; ancak bizim elimizde batılın oyununu bozan bir "stratejik veri"dir.
10- Tarih düşüncelerin tarihidir; uyuşturucu/ilaç karteli ise düşünceyi üreten "organı" (beyni) hedef alan dünya suikast şebekesidir.
11- "Her şeyi afyona/bağımlılığa bağlamak" materyalizm değil, düşmanın en büyük "mayın tarlasını" tespit etmektir.
12- Batıl, insanı "beden makinesi"ne indirgerken; biz insanın ruhunu bu narko-kuşatmadan kurtarmaya çalışıyoruz.
13- İslam tıbbı insanı ruh-beden bütünlüğüyle korurken; uyuşturucu/ilaç karteli insanı "kronik bağımlı bir tüketici"ye dönüştürerek