Spinoza varolan herşeyin doğanın kendisi olduğunu söylemekle kalmayıp Tanrı ile doğa arasında benzerlik gözetti. Tanrının herşey olduğunu ve herşeyin Tanrıda varolduğunu söyledi.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Descartes düşünen bir varlık mükemmel olduğunu savunur. Mükemmel bir varlık düşünesi mükemmel olmayan bir varlık tarafından kaynaklanamaz der. O halde mükemmel varlık düşüncesi yalnızca kendisi de mükemmel olan bir varlıktan yani Tanrıdan çıkabilir.
Descartes şüphecilikte daha da derine iniyordu ve duyularımıza da inanmamamız gerektiğini düşünüyordu. Rüya görürken gerçek birşey yaşadığımızı sanarız, gerçek duygularımızı rüyadaki duygularımızdan ayırt edebilir miyiz ? “Uyanık durumumuzda rüyadan ayırt edilebilecek tek bir özellik göremiyorum” der descartes. Ve devam eder :” Tüm yaşamının bir rüya olmadığından nasıl emin olabilir insan ?” Herşeye rağmen emin olduğu birşey vardı Descartes’in bu da şüpheydi. Şüphe etmesi düşünüyor olduğu anlamına geliyordu. Cogito ergosum, Düşünüyorum öyleyse varım.
Descartes de bundan sonra ömrünü dünyanın bir çok yerinde seyahat ederek geçirir. Kendi deyimiyle bu andan sonra ya içinde ya da evrenin büyük kitabında bulacağı bilimi arayacaktır.