Yeni tanıştığım bir yazar Han Kang ve okuduğum ikinci kitabı.
İlk dikkatimi çeken şey iki katabında konu olarak birbirine çok benzemesine rağmen yazım şekillerinin oldukça farklı olması ve bu beni gerçekten etkiledi.
Jeju Adası ayaklanması üzerine yazılmış bu metin oldukça dağınık yazılmış ve anlatıcı sık sık değişerek kitap boyunca dikkatinizi hep tetikte tutuyor. Okudukça tarza alışıyorsunuz ve hiç zorlanmadan bu tarza adepte oluyorsunuz.
Sizi duygudan duyguya sürüklüyor yazar, önce aşırı sıcaktan eriyorsunuz, sonra parmaklarınız kopuyor ve fiziksel acıyı iliklerinizde hissediyorsunuz, sonra sizi alıp karlar altına sokuyor ve bu seferde donmakla yüzyüze geliyorsunuz. Şu an yazarken bile o satırları hatırlıyorum ve ürperiyorum.
Kitabın en başarılı bölümü bence 2. bölüm, bu bölümde ruhsal acının içine dalıyorsunuz ve yaşamadığınız olayları yaşıyormuşcasına utanç öfke ve acı hissediyorsunuz.
Dostluğun, bireysel ve toplumsal acının, yaşanan tüm bu acıların kuşaktan kuşağa nasıl şekil değiştirerek aktarıldığını anlatan bir kitap.
Çok gerçek, çok farklı ve çok karamsar...
Üzücü olan ise günümüzde hala bu ve benzeri olayların sürüyor olması ve insanlığın bir adım dahi yol alamamış olduğuna tanık ediyor olmamız.