FİRKATEYNE BİNMESE DE KADERİ DEĞİŞMEDİ
1890 Eylül'ünde büyük bir heyecanla uğurlanan Ertugrul Firkateyni, vatanın her köşesinden 527 tane denizciyi, Japon topraklarında bırakmıştır. O zamanlara dair anlatılan şu hadise, gazetelere yansımıştır: Ertugrul'un Japonya'ya gideceği haberi üzerine bazı dedikodular olmuştu. Geminin yeterince güçlü olmadığı, Aksa yı Şark (Uzak Doğu) tayfunlarına mukavemet edemeyeceği söyleniyordu. Bu telkinlerden ürken genç zabitlerden biri, gemi kalkacağı esnada bir bahane ile çıkar ve kasten gemiyi kaçırır, seyahate iştirak etmez. Aradan zaman geçer. Bu zat, bir eylül günü Pendik'te bir mesire yerine gider, kahveciye bir kahve ısmarlar. Adet olduğu üzere kahveci bir bardak da su getirir kahvenin yanında. Genç bahriyeli, kahveden evvel suyu alır, içerken su boğazına kaçar, öksürmeye başlar. Nefesi daralır, yüzü morarır, arkasını yumruklarlar, sarsarlar, fakat fayda etmez. Orada, ters yuttuğu bir yudum su ile boğulur gider. Ertugrul faciasının haberi İstanbul'a gelir. Geminin battığı günle, zabitin bir yudum su ile boğulduğu gün aynıdır. Kader değişmemiş, arkadaşları Japonya'nın Oşima Adası açıklarında şehid olurken o ise boğularak ölmüştür. Yedikıta Dergisi - Sayı 157 (Eylül 2021)
Tarih
Gerçek Tarih
1800 lerin son çeyreğinde, tarih sayfasına hazin bir öykünün sözcükleri düşer. Yazılanlar gerçekle örülü, dünü ve yarınıyla iniltilidir. İki imparatorluğun derin bağları bir öyküyle düğümlenir. 1887 yılında Japon imparatoru Meiji dönemin osmanlı padişahı 2. Abdülhamid’e armağanlar gönderir. Bu, tarih de ilk türk ve japon yakınlaşmasıdır. Tabi Meiji japonyayı dışa açmakta dünyayla buluşturmakta kararlı bir imparator. Temasın bir nedeni bu ama aynı zaman da o tarih de japonlarla bizim ortak bir düşmanımız var. Ruslar. Yani ruslarla her iki ayrı cephede savaştığımız için biraz da ‘’düşmanımın düşmanı arkadaşımdır, dostumdur.’’ Felsefesiyle de olsa gerek japonlar bize bir merhaba deme gereği duymuşlardır. Armağanlar getirilir saraya bırakılır japonlar gider. Ve bizi bir düşünce alır çünkü biz de karşılık vermeliyiz. Yani geldiler bizi ziyaret ettiler biz de iadeyi ziyarette bulunmalıyız. Saray armağanlar götürmeli japonyaya. İyi de hangi yolla, nasıl? Bir tek yol var, denizler. Bahriye nazırı hasan hüsnü paşa sarayın armağanlarını japonyaya göndermekle görevlendirilir. Bunun için bir gemi seçecektir. O yıllar da kasımpaşa da tokatlının kahvesi var. Kasımpaşa da herkes her sokağa giremez idi. Çünkü kasımpaşa denizcilerin semtiydi. Tokatlının kahvesine ancak kaptan-ı deryalar, üst rütbeli subaylar girebilirdi. Tokatlının kahvesinde herkes hasan hüsnü paşanın japonyaya görevlendireceği geminin adını bekliyor hangi gemi gidecek. Ve hasan hüsnü paşa geminin adını açıklıyor. Ertuğrul fırkateyni gidecek. Japonya seferi için neden ertuğrul fırkateyninin görevlendirildiğini görevi ertuğrulun kaptanı ali beye vereceği gün hasan hüsnü paşanın söylediklerinden öğreniriz. Hasan hüsnü paşa kasımpaşa da cezayirli hasan paşa kışlasında makam odasında ki penceresinden haliçe bakmaktadır.
Tarih
Reklam
1887 yılında Japon imparatoru Meiji dönemin osmanlı padişahı 2. Abdülhamid’e armağanlar gönderir. Bu, tarih de ilk türk ve japon yakınlaşmasıdır. Tabi Meiji japonyayı dışa açmakta dünyayla buluşturmakta kararlı bir imparator. Temasın bir nedeni bu ama aynı zaman da o tarih de japonlarla bizim ortak bir düşmanımız var. Ruslar. Yani ruslarla her iki ayrı cephede savaştığımız için biraz da ‘’düşmanımın düşmanı arkadaşımdır, dostumdur.’’ Felsefesiyle de olsa gerek japonlar bize bir merhaba deme gereği duymuşlardır. Armağanlar getirilir saraya bırakılır japonlar gider. Ve bizi bir düşünce alır çünkü biz de karşılık vermeliyiz. Yani geldiler bizi ziyaret ettiler biz de iadeyi ziyarette bulunmalıyız. Saray armağanlar götürmeli japonyaya. İyi de hangi yolla, nasıl? Bir tek yol var, denizler. Bahriye nazırı hasan hüsnü paşa sarayın armağanlarını japonyaya göndermekle görevlendirilir. Bunun için bir gemi seçecektir. O yıllar da kasımpaşa da tokatlının kahvesi var. Kasımpaşa da herkes her sokağa giremez idi. Çünkü kasımpaşa denizcilerin semtiydi. Tokatlının kahvesine ancak kaptan-ı deryalar, üst rütbeli subaylar girebilirdi. Tokatlının kahvesinde herkes hasan hüsnü paşanın japonyaya görevlendireceği geminin adını bekliyor hangi gemi gidecek. Ve hasan hüsnü paşa geminin adını açıklıyor. Ertuğrul fırkateyni gidecek. Japonya seferi için neden ertuğrul fırkateyninin görevlendirildiğini görevi ertuğrulun kaptanı ali beye vereceği gün hasan hüsnü paşanın söylediklerinden öğreniriz. Hasan hüsnü paşa kasımpaşa da cezayirli hasan paşa kışlasında makam odasında ki penceresinden haliçe bakmaktadır. Önünde ertuğrul, hurda harap bir gemi. Kapı vuruluyor. -Girin. Gelen kaptan ali bey. -Nazırım beni emrettiniz. -Ali bey evladım, sarayımızın armağanlarını japonyaya sen, ertuğrulla