Osman Karasu

Osman Karasu
@osman481
kendime notlar
Abarttığımı düşünebilirsiniz. Ancak, ilaç, araba, elektrikli eşyalar ve başka pek çok üründe zaten her zaman böyle yapıyoruz. Örneğin, bir şirket yeni bir ilaç geliştirdiğinde, bunu hemen satamaz. İlacın etkileri ve insan vücudunun ilaca vereceği tepki çok karmaşıktır. Bu nedenle, ilacın yan etkilerini telafi etmeye yetecek kadar faydası olup olmadığının anlaşılması ve satışa sunulmasına izin verilmesi için detaylı bir şekilde test edilmesi gerekir. Satışa sunulmadan önce finans ürünlerinin güvenilir olup olmadığını anlamayı istemek gayet doğaldır. Kısıtlayıcı kurallar belirleyerek tercihlerimizi bilinçli olarak sınırlandırmazsak ve bu şekilde maruz kaldığımız çevremizi basitleştirmezsek, o zaman sınırlı akılcılığımız dünyanın karmaşıklığıyla başa çıkamaz. Düzenlemelere ihtiyaç duymamızın nedeni hükümetlerin daha iyi bilmesi değil. Bizim sınırlı zihinsel kapasitemizin mütevazi kavrayışından dolayı böyle bir ihtiyacımız var.
Sayfa 226·Kitabı okudu
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Hükümetler, doğaları gereği, bir kimsenin durumunu ilgili birey veya şirket kadar iyi bilemez. Serbest piyasa ekonomistleri, buradan yola çıkarak, hükümet yetkililerinin ekonomi aktörleri tarafından alınan kararları iyileştirmelerinin mümkün olmayacağını savunuyorlar. Ancak, Simon’un kuramı pek çok düzenlemenin başarılı olmasının nedeninin hükümetlerin düzenlemeye tabi tuttuğu faaliyetler hakkında faillerin sahip olduğundan daha çok bilgiye sahip olması değil (ki bazen bu durum da görülebiliyor [bkz. Bölüm 12]), faaliyetlerin karmaşıklığını sınırlandırarak faillerin daha iyi kararlar almasını sağlaması olduğunu gösteriyor. 2008 mali krizi de bu noktayı çok güzel örneklendiriyor. Kriz öncesi dönemde, iyi karar alma becerimiz bastırılmıştı, çünkü her şey mali yenilikler aracılığıyla çok karmaşık bir şekilde gelişiyordu. Dolayısıyla, finans uzmanlarının bile o alanlarda uzmanlaşmadıkları sürece (hatta bazen uzmanlaşsalar bile [bkz. Bölüm 22]) anlayamadıkları karmaşık finans araçları geliştirildi. Finans şirketlerinin üst düzey karar vericileri yürüttükleri ticari faaliyetlerin tam olarak farkında değillerdi. Düzenleyici kurullar da neler olduğunu tam takip edemiyorlardı. Yukarıda da belirtildiği üzere, son zamanlarda bazı çok önemli karar alıcılar, kısmen gönüllü olarak, kısmen de mecbur bırakıldıkları için, konuyla ilgili pek çok itirafta bulundular.
Sayfa 224·Kitabı okudu
Afganistan'daki durumla ilgili olarak Rumsfeld bir basın toplantısında şunları söyledi: "Bilinen bilinmişlikler var. Bildiğimizi bildiğimiz şeyler var. Bilinen bilinmezlikler var. Başka bir deyişle, bilmediğimizi bildiğimiz şeyler var. Ancak, aynı zamanda bilinmeyen bilinmezlikler var. Bilmediğimizi bilmediğimiz şeyler var." Plain English Campaign şirketi 2003 yılında bu ifadeyi Yılın Gafi ödülüne layık görürken, insan mantığına dair anlayışımızda bu ifadenin öneminin farkında olduklarını sanmayorum. O halde, dünya bu kadar karmaşıkken ve bizim bu karmaşıklığı anlama becerimiz bu kadar sınırlıyken, ne yapacağız? Simon'un cevabına göre uğraşmak zorunda kalacağımız sorunların karmaşıklığını ve çeşidini azaltmak amacıyla tercih özgürlüğümüzü bilinçli olarak kısıtlıyoruz. Kulağa olağandışı gelebilir ama bir düşündüğünüzde, gerçekten her zaman tam da böyle davranıyoruz. Pek çoğunuz sürekli karar almak zorunda kalmamak için hayatlarımızda bir düzen yaratıyoruz. Fiziksel durumumuza ve yapacaklar listenize göre günlük ideal uyku süresi ve kahvaltı menüsü değişiklik gösterebilir. Ancak, yine de çoğunuz en azından hafta içi aynı saatte yatıp, aynı saatte kalkıyoruz ve kahvaltıda benzer şeyler yiyoruz. Simon sınırlı akılcılığımızla başa çıkabilmek için nasıl bazı kurallara ihtiyaç duyduğumuzu satranç örneğiyle ifade ediyor. Otuz iki taşla ve altmış dört kare içerisinde oynanan satranç çok basit bir oyun gibi görünebilir ama aslında çok büyük miktarlarda hesaplama gerektirir. Standart ekonomi ders kitapları yazarı o "hipermantıklı" (Simon'un tabiri) tiplerdeneniz, o zaman bir hamle yapmadan önce elbette bütün olası hamleleri ve ihtimalleri hesaplarsınız. Ancak, Simon'a göre ortalama bir satranç oyununda yaklaşık 10^{120} (evet, 120 tane sıfır eder) ihtimal olduğundan, bu
Sayfa 223·Kitabı okudu
Kore’de bir deyiş vardır; bir maymun bile ağaçtan düşebilir, derler. Evet, hepimiz hatalar yaparız ve bir başarısızlık, LTCM gibi devasa da olsa, bir hata olarak kabul edilebilir. Ancak, aynı hatayı tekrarlamak mı? O zaman ilk hatanın gerçekten hata olmadığını anlarsınız. Merton ve Scholes ne yaptıklarının farkında değillerdi. Ekonomi dalında Nobel ödülü sahipleri, özellikle varlık fiyatlandırma alanındaki çalışmaları için ödüle layık görülenler bir finans piyasasını doğru okuyamıyorsa, biz nasıl insanların yaptıklarının bilincinde olduklarını, dolayısıyla özgür bırakılmaları gerektiğini öngören bir ekonomik ilkeye göre dünyayı yöneteceğiz? ABD Merkez Bankası’nın eski başkanı Alan Greenspan bir meclis oturumunda “başta bankalar olmak üzere, kendi hisse senetlerini ve hissedarlarını en iyi koruyan şeyin şirketlerin kendi çıkarları olduğu” varsayımının “yanlış” olduğunu kabul etmek durumunda kalmıştı. Bireysel çıkar ancak insanlar neler olduğunun ve olanlarla nasıl başa çıkacağının farkındaysalar korumaya yarayacaktır.
Sayfa 219·Kitabı okudu
Etkili girişimcilik eskiden tamamen bireysel bir hareket idiyse bile, en azından son yüzyıldan beri öyle değil. Etkili organizasyonlar ve kurumlar inşa etmek ve yönetmek için kolektif beceri artık bir ulusun refahının belirlenmesinde bireysel vatandaşların becerilerinden çok daha büyük bir önem taşıyor (bkz. Bölüm 17). Kahraman bireysel girişimciler elbisesini bir kenara bırakıp, onların kolektif girişimcilikle kurumlar ve organizasyonlar kurmalarına yardımcı olmazsak, fakir ülkelerin sürdürülebilir bir şekilde refaha kavuştuklarını hiçbir zaman göremeyiz.
Sayfa 213·Kitabı okudu