Hükümetler, doğaları gereği, bir kimsenin durumunu ilgili birey veya şirket kadar iyi bilemez. Serbest piyasa ekonomistleri, buradan yola çıkarak, hükümet yetkililerinin ekonomi aktörleri tarafından alınan kararları iyileştirmelerinin mümkün olmayacağını savunuyorlar.
Ancak, Simon’un kuramı pek çok düzenlemenin başarılı olmasının nedeninin hükümetlerin düzenlemeye tabi tuttuğu faaliyetler hakkında faillerin sahip olduğundan daha çok bilgiye sahip olması değil (ki bazen bu durum da görülebiliyor [bkz. Bölüm 12]), faaliyetlerin karmaşıklığını sınırlandırarak faillerin daha iyi kararlar almasını sağlaması olduğunu gösteriyor. 2008 mali krizi de bu noktayı çok güzel örneklendiriyor.
Kriz öncesi dönemde, iyi karar alma becerimiz bastırılmıştı, çünkü her şey mali yenilikler aracılığıyla çok karmaşık bir şekilde gelişiyordu. Dolayısıyla, finans uzmanlarının bile o alanlarda uzmanlaşmadıkları sürece (hatta bazen uzmanlaşsalar bile [bkz. Bölüm 22]) anlayamadıkları karmaşık finans araçları geliştirildi. Finans şirketlerinin üst düzey karar vericileri yürüttükleri ticari faaliyetlerin tam olarak farkında değillerdi. Düzenleyici kurullar da neler olduğunu tam takip edemiyorlardı. Yukarıda da belirtildiği üzere, son zamanlarda bazı çok önemli karar alıcılar, kısmen gönüllü olarak, kısmen de mecbur bırakıldıkları için, konuyla ilgili pek çok itirafta bulundular.