Osman Karasu

Osman Karasu
@osman481
kendime notlar
Edilgin zevk
Zevk inceliklerinden söz ederken de sadece "alimâne" sayılan şeyleri anlatmak istemiyorum. Kuş uçmaz kervan geçmez uzak köşeler dışında köylü dansları ölmüştür, ama bu dansların işlenmesini, mükemmelleştirilmesini sağlayan gidüler insan doğasında hâlâ var olmalıdır. Şehir insanlarının zevkleri nitelik bakımından çoğunlukla edilgin hale gelmiş bulunuyor: Sinema seyretmek, futbol maçlarını izlemek, radyo dinlemek vb. Bunun nedeni de, şehirlilerin bütün enerjilerini çalışmada tüketmeleridir; eğer daha çok boş vakitleri olsaydı, şehirliler yine eskiden olduğu gibi, bizzat kendilerinin etkin rol oynadıkları eğlencelerin tadını çıkarırlardı.
Sayfa 22·Kitabı okudu
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Üretimin bilimsel bir biçimde örgütlenmesi sayesinde, modern dünyanın çalışma kapasitesinin sadece bir bölümünü kullanmakla modern insan yığınlarına oldukça rahat bir hayat sağlanabileceğini, savaş, tartışmaya yer bırakmayacak kadar kesinlikle göstermiş bulunuyor. Savaştırmak ve savaş sanayiinde çalıştırmak için erkekleri serbest bırakmak amacıyla yaratılan bilimsel örgüt, eğer savaştan sonra da korunsa ve çalışma saatleri dörde indirilseydi, herkesin refahı yerinde olurdu. Halbuki böyle yapılacağına, o eski karmaşık sisteme dönüldü, emeklerine ihtiyaç duyulmayanlar ise işsizlik yüzünden aç kalmaya bırakıldı. Neden? Çünkü çalışma görevdi de ondan; çünkü insanın, ürettiği oranda değil, ölçüsü çalışkanlık olan erdemi oranında ücret alması gerekiyordu da ondan. Bu, içinde doğduğu koşullarla zerrece benzerliği bulunmayan bambaşka koşullara uygulanan Köle Devleti alhakdır. Bunun felaketli sonuçlar doğurmasına hiç şaşmamalı.
Sayfa 14·Kitabı okudu

Osman Karasu

, bir kitap okudu
Puan vermedi·344 syf.·
24 günde okudu
·
Okunma: 09 Ocak 2026 19:49
·
2026 1. kitabı
Otomobillerimizi hızlı sürebiliyoruz, çünkü frenleri var. Eğer otomobillerin freni olmasaydı, o zaman en yetenekli sürücüler bile ölümcül kaza korkusuyla saatte 30-40 km’den hızlı gitmeye cesaret edemezdi. Aynı şekilde, insanlar işsizlik riskini ve zaman zaman becerilerini tekrar şekillendirme ihtiyacını ancak o deneyimlerin hayatlarını mahvetmeyeceğini bilirlerse kabul edebilirler. İşte bu nedenle, daha büyük bir hükümet insanları değişikliklere daha açık hale getiriyor ve böylece ekonomiyi canlandırıyor.
Sayfa 289·Kitabı okudu
Herbert Simon, bu konuyu “İşletmeler ve Piyasalar” adlı son makalelerinden birinde 1991 yılında kısa ve öz şekilde dile getiriyor. Simon, hiçbir önyargısı olmayan bir Marslı dünyamıza gelse ve ekonomimizi gözlemlese, Dünyalıların bir piyasa ekonomisinde yaşadıkları sonucuna mı varırdı diye soruyor. Cevabıysa, hayır: Dünyadaki ekonomik faaliyetlerin büyük bir kısmının şirketler (işletmeler) arasındaki piyasa işlemleri yerine, o şirketlerin sınırları dahilinde koordine edilmesi sebebiyle Dünyalıların kesinlikle örgütsel bir ekonomide yaşadıklarını düşünürdü. Şirketler yeşil ve piyasalar kırmızıyla temsil ediliyor olsaydı, Simon’a göre Marslılar “yeşil noktaları birbirine bağlayan kırmızı çizgiler ağı” yerine “kırmızı çizgilerle birbirine bağlanmış büyük yeşil alanlar” görürdü. Ve biz de kalkmış planlama sona erdi diyoruz. Simon hükümet planlamasından bahsetmiyor ama hükümet planlamasını da eklersek, modern kapitalist ekonomiler Simon’un Marslı örneğinde belirtilenden çok daha planlı bir hale gelir. Şirketler içinde yapılan planlama ve hükümet tarafından çeşitli yollarla gerçekleştirilen planlama kanalıyla, modern kapitalist ekonomiler çok büyük ölçüde planlanıyorlar. Bu gözlemlerden çıkartılabilecek çok ilginç bir sonuç daha var: zengin ülkeler büyük şirketlerin daha geniş bir piyasa alanına egemen olması ve hükümetlerin varlığının genelde daha çok hissedilmesi (her ne kadar daha zekice bir yaklaşım benimsemeleri sebebiyle daha az görünür olsa da) nedeniyle fakir ülkelerden daha fazla planlanıyorlar. O halde mesele, planlamak veya planlamamak değil. Farklı faaliyetler için uygun planlama şekilleri ve seviyeleri bulmak. Planlamaya karşı mevcut önyargı komünist merkezi planlamanın başarısızlıkları göz önünde bulundurulduğunda anlaşılır olsa da, hükümet politikalarının,
Sayfa 264·Kitabı okudu