Herbert Simon, bu konuyu “İşletmeler ve Piyasalar” adlı son makalelerinden birinde 1991 yılında kısa ve öz şekilde dile getiriyor. Simon, hiçbir önyargısı olmayan bir Marslı dünyamıza gelse ve ekonomimizi gözlemlese, Dünyalıların bir piyasa ekonomisinde yaşadıkları sonucuna mı varırdı diye soruyor. Cevabıysa, hayır: Dünyadaki ekonomik faaliyetlerin büyük bir kısmının şirketler (işletmeler) arasındaki piyasa işlemleri yerine, o şirketlerin sınırları dahilinde koordine edilmesi sebebiyle Dünyalıların kesinlikle örgütsel bir ekonomide yaşadıklarını düşünürdü. Şirketler yeşil ve piyasalar kırmızıyla temsil ediliyor olsaydı, Simon’a göre Marslılar “yeşil noktaları birbirine bağlayan kırmızı çizgiler ağı” yerine “kırmızı çizgilerle birbirine bağlanmış büyük yeşil alanlar” görürdü. Ve biz de kalkmış planlama sona erdi diyoruz.
Simon hükümet planlamasından bahsetmiyor ama hükümet planlamasını da eklersek, modern kapitalist ekonomiler Simon’un Marslı örneğinde belirtilenden çok daha planlı bir hale gelir. Şirketler içinde yapılan planlama ve hükümet tarafından çeşitli yollarla gerçekleştirilen planlama kanalıyla, modern kapitalist ekonomiler çok büyük ölçüde planlanıyorlar. Bu gözlemlerden çıkartılabilecek çok ilginç bir sonuç daha var: zengin ülkeler büyük şirketlerin daha geniş bir piyasa alanına egemen olması ve hükümetlerin varlığının genelde daha çok hissedilmesi (her ne kadar daha zekice bir yaklaşım benimsemeleri sebebiyle daha az görünür olsa da) nedeniyle fakir ülkelerden daha fazla planlanıyorlar.
O halde mesele, planlamak veya planlamamak değil. Farklı faaliyetler için uygun planlama şekilleri ve seviyeleri bulmak. Planlamaya karşı mevcut önyargı komünist merkezi planlamanın başarısızlıkları göz önünde bulundurulduğunda anlaşılır olsa da, hükümet politikalarının,