Osman sevimli

Hem madem dünya sahipsiz değil. Hem madem şu misafirhane-i dünyanın gayet Hakîm ve Kerîm bir müdebbiri var. Hem madem ne iyilik ve ne fenalık cezasız kalmayacaktır. Hem madem لاَ يُكَلِّفُ اللهُ نَفْسًا اِلاَّ وُسْعَهَا 1 sırrınca teklif-i mâlâyutak yoktur. Hem madem zararsız yol, zararlı yola müreccahtır. Hem madem dünyevî dostlar ve rütbeler kabir kapısına kadardır. Elbette, en bahtiyar odur ki, dünya için âhireti unutmasın, âhiretini dünyaya feda etmesin, hayat-ı ebediyesini hayat-ı dünyeviye için bozmasın, mâlâyâni şeylerle ömrünü telef etmesin, kendini misafir telâkki edip misafirhane sahibinin emirlerine göre hareket etsin, selâmetle kabir kapısını açıp saadet-i ebediyeye girsin.
Reklam
Sevgi
Bazen insan, bilinmezliğin derinliklerinde yürürken hiç beklemediği bir anda biriyle karşılaşır. O karşılaşma, sanki zamandan kopup gelmiş eski bir hatıranın yeniden canlanması gibidir. İlk bakışta yabancılık hissedilmez; bilakis kalp, onu çok önceden tanıyormuş gibi bir yakınlık duyar. Sanki yıllardır beklenen bir misafir nihayet kapıyı çalmıştır. İşte o an insan, içten bir huzurla “İyi ki tanıdım, iyi ki hayatımda yer aldı.” der. O zaman fark eder ki hayatın yaratılış gayesi sevgidir. Çünkü sevgi, varlığın en derin anlamıdır; kalpleri birbirine bağlayan ilahî bir sırdır. Boşuna bir kudsî hadiste “Ey Muhammed! Sen olmasaydın kâinatı yaratmazdım.” buyrulmamıştır. Bu sözde bile ilahî muhabbetin ince ve derin yankısı duyulur. Aslında cennetin yaratılışı dahi sevginin üzerine kuruludur. Çünkü cennet, sevginin kemale ermiş hâlidir; kalbin ilahî yakınlıkla huzur bulduğu ebedî bir menzildir. Bu yüzden denilmiştir ki: Muhammed’den hâsıl oldu muhabbet; muhabbetten doğdu bütün varlık.
Sevgi
Öz yurdunda garipsin, öz vatanında parya!
Korkacağın insan, elbisesi kirli olan değil. Düşüncesi kirli olandır....
Duygu ve Düşünce
#huzur
Ve muhakkak ki, sana Rabbin ihsan buyuracak, sen de hoşnut olacaksın.
Reklam