Bu noktada, merhametin ne olduğunu sormak konuya uygun düşmektedir, zira birçokları onu bir erdem gibi överler ve merhametli olanı iyi insan olarak adlandırırlar. Bu da zihnin bir kusurudur. Kaçınmamız gereken bu iki şey de katılığın ve hoşgörünün yakınına konmuştur, zira gaddarlık katılık şeklinde, merhamet de hoşgörü şeklinde karşımıza çıkar. Bu sonuncusunda hata yapma riski azdır, ama bu hata doğru olandan ayrılanların hatasına benzer bir hatadır.
O halde nasıl ki din tanrılara saygı gösterir, batıl inanç onların kutsallığını bozarsa, aynı şekilde bütün iyi insanlar da hoşgörüyü ve yumuşak başlılığı yerine getirir, ama merhametten kaçınırlar, zira bu, başkalarının kötü durumlarının görünüşüne kapılan değersiz bir ruhun kusurudur. Böylece en kötü olan birisine çok yakın olur; en kusurlu olanların gözyaşlarından etkilenerek, bıraksalar zindanı paramparça edecek yaşlı kadınlar ve kızlar vardır. Merhamet duruma bakar, sebebine değil; ama hoşgörü mantıkla bağdaşır.