Hikayenin gerisi Grand'a göre çok basitti. Zaten başkaları için de aynıdır. Evlenirler, gene biraz sevişilir, çalışılır. Öylesine çalışılır ki, sonunda sevişmek unutulur.
Yalnızlığın bu aşırı sınırları içinde hiç kimse başkasından yardım bekleyemezdi. Herkes kendi derdiyle başbaşaydı. İçimizden biri rastgele kendini anlatmaya veya duygularına ait bir şeyden bahsetmeye kalkışırsa, karşısındakinden çoğu defa yaralayıcı bir karşılık alıyordu. Ancak o zaman karşısındakiyle kendisinin aynı şeylerden bahsetmediklerini farkediyordu.
İçinde bulundukları âna karşı sabırsız, geçmişlerine düşman, gelecekten yoksun, adaletin veya insanların duyduğu kinin demir parmaklıklar ardında yaşamaya mahkûm ettiği kimselere benziyorduk.
İnsanların sabahtan akşama kadar çalışıp çabalayıp sonra yaşamak için kendilerine kalan zamanı kâğıt oyunları, kahvede oturarak ve gevezelik etmekle harcadıklarını görmekten daha tabii bir şey yok şüphesiz.