İlk 'komünist' sözcüğünü Dörtyol'da, bir duvar afişinde gördü. Ortaokula gidiyordu. Ağzından kırmızı alevler çıkartan bir ejderha resmi vardı afişte. 'Konünizm tehlikesi' yazıyordu üstünde. Komünizmi afişteki gibi bir şey sanıyordu.
"Ve sözde hedefi sadece 'Komünistler, anarşistler, aşırı uçlar'dır. Bu yalanın maskesini düşürmek gereklidir. Çünkü faşizm sadece 'antikomünist' değildir, aynı zamanda bir avuç kapitalist azınlığın çıkarları için, geniş halk kitlelerine de karşıdır. Bu gerçeği size faşizmin insanlıkdışı uygulamaları öğretecektir. Yarın, en ufak demokratik kıpırtıyı nasıl zulümle bastırdığını göreceksiniz. Sizler korkuyla ve korkularınıza çeşitli kılıflar geçirerek, kendi canınızı kurtarmak için suya-sabuna dokunmadan yaşarken, süngü, tomson ve uyduruk bir yığın iddiayla karşılaşacaksınız. Alıp götürecekler sizi. Ama siz hâlâ, o halka inanmayışınızın, korkunuzun örgütlediği pasifist yanınızla, 'bir şeyim yok, ben suçsuzum, iki gün tutar bırakırlar' diyeceksiniz..."
Belki bin kez aynı şeyleri düşündü. Ve sık sık hücre duvarındaki yazılar geldi gözünün önüne.
"Kahrolsun faşizm."
"Zulüm mutlaka yenilecektir."
"Arkadaş sakın paniğe kapılma."