Diğerlerini diğerleri yapan bir şey
Günaydın (Haziran 25)
Filozoflar insanın kendini diyalogla oluşturduğunu söyler. — Anne Carson İnsan, kendi içine kapanarak veya tamamen izole bir şekilde kim olduğunu tam olarak bulamaz. Carson, felsefe tarihindeki (Platon'dan Bakhtin'e kadar uzanan) "diyalojik benlik" kavramına atıfta bulunur. Kendimizi tanımamız, anlamamız ve bir karakter inşa etmemiz ancak bir "öteki" ile kurduğumuz temasla mümkündür. Diyalog, iki insanın sadece kelimeleri birbirine fırlatması demek değildir; yaratıcı bir süreçtir. Karşımızdaki kişiyle konuşurken, onun argümanlarına karşı kendi duruşumuzu belirlerken, onun aynasında kendimizi görürken aslında "kendimizi yaratırız." Kim olduğumuz, başkalarıyla ne konuştuğumuzda ve onlarla nasıl bir iletişim kurduğumuzda gizlidir. İnsan, ancak bir başkasıyla kurduğu köprü sayesinde kendi kıyısını keşfedebilir.
Alıntı
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Mütekabiliyet
"Ve kim zerre kadar iyilik yapmışsa, onu(n karşılığını) görecek, kim de zerre kadar kötülük yapmışsa onu(n karşılığını) görecektir." Yukarıda Zilzâl Sûresi'nde değinilen mütekabiliyet esaslı konu bağlamı, zannımca hayat yolunda inanç olarak zayıf olunsa dâhi kabullenilmesi gereken bir husustur. Çoğu insanın başkalarının ahını alarak yahut haklarına girerek işlediği eylemler, sanki hayatın olağan akışıymış gibi gelse de elbet bunun hesabının da sorulacağı vâkidir. Çoğu kişi tarafınca bu durum öteki âlemde bir ceza olarak yorumlansa da toplumsal olarak bu niteliksiz kişileri yok saymak ve hatta onlara yaptıkları davranışın bizâtihi aynısı yapmak yeterli bir karşılıklılık doğuracaktır. Fakat toplum içinde bu nitelikliksiz ve lakayt kişilere karşı gerçekleştirilecek bu tarz bir davranış biçimi, sosyal yalnızlığın ve aidiyet hissinin azaldığı aynı zamanda ahlakî tamamlanmışlığın olgunlaşmadığı toplumlarda çok zor uygulanan eylemlerdir. Toplum içinde bunu başarabilen ve teraziyi işlevine uyduran da çok az insan vardır. O nedenle kişiliksiz aynı zamanda sosyal ve zihinsel tamamlanmışlığı yerinde olmayan gafillere karşı İslam peygamberi Hz. Muhammed en büyük örnek olacaktır. Yüce peygamberin hayatının her sahasından mücadelesi bir mümini ne yapması gerektiği hususunda aydınlatmalıdır. Bu yüzdendir ki; mümin fani hayatında olabildiğince ne kimsenin hakkına girmeli ne kimseyi hakkına dâhil etmelidir. Mücadale olacaksa ya hak için ya hak için.
Kendinden gidenler, Kendilerine hiç varamayanlardır . Bir yere varılmadan o yerden gidilmez. Varmak derin umman, gitmek ise ruhuna kâr kalsın. Tanrı, bi çare omuzlarından şikayetçi yüklerini birer birer alsın. Öteki türlü bu cehennemde barınamayacaksın.
1000Kitap
Oidipus, Yunanistan’daki Thebai şehrinin kralı Laios’un oğlu ve ülkesinin şehzadesiydi. Daha anasının karnındayken bile önemli biri olduğu için müneccime onun geleceğini sormuşlar ve acı bir kehanetle karşılaşmışlardı… Korkunç kehanete göre şehzade Oidipus, ileride babasını öldürecek ve öz anası ile evlenip, babasının tahtına oturacaktı. Kehanetten korkan baba Laios doğar doğmaz oğlunu kaçırtmış, ölsün diye ormana terk edilmesini emretmişti. Ormanda terk edilen bebek Oidipus’un hayatını onu ağaçlar arasında bulan komşu krallığın bir nedimesi kurtarmıştı. Her halinden soylu olduğu belli olan Oidipus da bu öteki ülkede gene şehzade gibi yetiştirilmiş ama büyüyünce bu yeni ülkede yabancılık hissetmiş; nedenini merak edip müneccime geleceğini sormuş ve aynı şeyi işitmişti: Allah, Oidipus’un kaderine, babasını öldürüp anasıyla yatacağını yazmıştı. Böylece Oidipus bu korkunç kaderden kaçmak istemiş ve hemen ülkesini terk etmişti. Oidipus bilmeden asıl memleketi Thebai’ye gitmiş, bir köprüden geçerken ihtiyar bir adamla lüzumsuz bir nedenle tartışmaya girişmişti. Bu aslında, öz babası Kral Laios idi. Alt alta üst üste dövüşmüşler ama sonunda Oidipus kuvvetli çıkmış ve babasını öfkeli bir kılıç darbesiyle öldürmüştü. Elbette öldürdüğünün babası olduğunu bilmiyordu. Oidipus’un babasını öldürdüğünü kimse görmemişti. Gittiği Thebai şehrinde, bu yüzden onu kimse suçlamamıştı. Üstelik şehre bela olmuş, kadın yüzlü, aslan vücutlu, koca kanatlı canavarın kimsenin çözemediği muammasını çözünce, Oidipus’u kahraman ilan edip Thebai’nin yeni kralı yapmışlardı. Böylece, kraliçeyle, onun oğlu olduğunu bilmeyen kendi öz annesiyle evlenmişti Oidipus. Oidipus annesiyle evlendi, dört çocukları oldu. Yıllar sonra bir gün Oidipus’un karısı ve çocuklarıyla mutlu yaşadığı şehre veba gelmiş, herkes
1000Kitap
Barış Manço ya…
Nazar eyle, nazar eyle, nazar eyle, gel yanıma pazar eyle Avucuma bir kuş konmuş, biri tutmuş kanadın yolmuş Biri kesmiş öteki yemiş, garip Barış hani bana demiş youtu.be/00_HGiHoWtI?si=...