İyi insanların yanına gideceğim…İyi insanlar dürüst yaşar, iyi insanlar hilesiz yaşar ve hiçbir zaman benzerleri olmaz…
Sayfa 106·Kitabı okuyor
Alıntı
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Duygularından Kuşku Duymamak. - Kişinin duygularından kuşku duymamasını söyleyen kadınsı deyiş, en fazla şu anlama gelir: tadı hoşa gideni yemeli. Elbette bu, özellikle ılımlı doğalar için iyi bir gün delik yaşam kuralı olabilir. Ancak öteki doğaların başka bir ilkeye göre yaşamaları gerekir: "Sadece ağzınla değil, kafanla da yemelisin ki, ağzının pisboğazlığı yüzünden geberip gitmeyesin."
«Jandarma biz sosyalistiz.»
Günlerdir bahar. Demek artık kömür isi yok. Artık kenti çepeçevre saran şu her zaman baharsız tepeler, kentin tam bu noktasında, geceleri, çok olanaklı bir tiyatronun şaşırtıcı biçimde bezenmiş yapma gökyüzleri gibi kuşatır bizi, gözlerimizi. O durgun, pussuz; tek ışığın bile buralara dek uzanmasını engellemeyen aydınlık bozkır geceleri, sormadan edemem, bir ağızdan söylenmiş çılgın coşkuda bir şarkı mıdır —dün gecekiler—, ölümcül kuşkuların zorla bastırılmış çığlığı mıdır yoksa? Yoksa bu kent bütünüyle bir elini ağzına, öteki elini yüreğine bastırmış küçük bir dosya memurundan başka bir şey değil midir?
Ağır ağır çıktı odadan, banyoya girdi, şofbeni yaktı, suyu açtı. Büyük bir gürültüyle akan suya baktı, elini tuttu, ılıktı tam istediği gibi. Fakat yine de bir türlü giremiyordu suyun altına. Değişmek istemiyorum da ondan. Bu suyla birlikte içindeki her şey akıp gidecek. Sonra yavaşça girdi. Hiçbir şeyin akıp gideceği yok. Ne kolay öyle! Korkaksın da ondan. Her şey hemen değişiversin istiyorsun. Sanki daha mı iyi olurdu? ... O zaman da peşinden koşar, bir türlü yetişemezdin. Şimdi de geri kalıyorum; bak şimdi de... Altından çekiliverdi, çok kızmıştı su. Gözlerindeki sabunları akıtmak için uzattığı eli bile zor dayanıyordu. Sende iş yok oğlum. Bu sıcak, beriki soğuk... Öteki sert, beriki yumuşak... Ömrünce sınırda kalacaksın. Sende iş yok oğlum, sende iş yok... Biraz ferahlamıştı. Şofbeni ayarladı, tekrar girdi suyun altına. Her vakit böyle olurdu. Sonunda dönüp dolaşıp kesinlikle kendini suçladı mı bitirirdi. Söyleyecek söz kalır mı? Ben, böyleyim... Bitti... Artık savunma bile boşuna. Değil mi ki değişmez... O vakit bırakırsın yaşamayı kendi yoluna, yürür gider. Sonra yine kımıldamaya başlar birikenler. Sonra yine kızgın su. Ya da bir diş ağrısı. Ola ki bazı görmeden bastığın asfalta yayılmış yemyeşil bir balgam. Bir vapurun kaçması... Tutunarak koştuğun dolu bir tuvaletin kilitli kapısında kalıvermen...
Sayfa 19·Kitabı okudu
Ötekine duyulan arzu ve doğası gereği farklı olan özneye duyulan arzu ilişkisi, nesneye indirgenmekten ve nötrlenmekten ya da canlı varlık olarak kendisine yabancı yapı ve formlara maruz kalmaktan insanı koruyarak, mutlağa duyduğu özlemi ona geri verecek olandır.
Sayfa 105·Kitabı okuyor
Alıntı