Sessizliğin İlk SesiAdalet Ağaoğlu

·
Okunma
·
Beğeni
·
1.117
Gösterim
Adı:
Sessizliğin İlk Sesi
Baskı tarihi:
Şubat 2015
Sayfa sayısı:
190
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786051418452
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Everest Yayınları
"Bir isteğiniz?" diye soruyor. Sanki bütün dünya insanlarının bildiği bir dil var da, o dilde soruyor bunu. "Başka bir emriniz?" diyor ardından. Bu iki soru gümüşsü yeşillikteki bir ormanın sessizliğinde nerden çıktığı belirsiz bir acayip kuşun ötüvermesi gibi geliyor ona. Ağaoğlu'nun sessizliğin sesini yükselten ilk sesini duyduk duymadık demeyin.
-Füsun Akatlı-

Ağaoğlu'nun sahte değerlere, yanlış kalıplaşmış, kemikleşmiş insan tanımlarına karşı savaş açtığını Sessizliğin İlk Sesi tartışmasız biçimde ortaya koyuyor. Tartışmaya yanaşmadığımız, hep tabu saydığımız bizle sarmaş dolaş yaşayan engelleri, toplumun dikenleşmiş pürüzlerini sıralıyor.
-Doğan Hızlan-
(Tanıtım Bülteninden)
ADALET AĞAOĞLU KİMDİR:

13 Ekim 1929'da Ankara'nın Nallıhan ilçesinde doğdu. Ortaöğrenimini 1946'da Ankara Kız Lisesi'nde tamamladı. 1950'de Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi'nin Fransız Dili ve Edebiyatı Bölümü'nü bitirdi. Açılan bir sınavla Ankara Radyosu'na girdi. 1951-1971 arasında TRT'de çeşitli görevlerde bulundu. TRT Radyo Dairesi Başkanlığı'ndan, kurumun özerkliğine el konulması sonucu istifa etti. Yazmaya 1946'da Ulus gazetesinde yayınlanan tiyatro eleştirileriyle başladı. 1948-1950 arasında Kaynak dergisinde şiirleri yayınlandı. Sevim Uzgören'le birlikte yazdığı "Bir Oyun Yazalım" adlı oyun 1953'da Ankara Küçük Tiyatro'da sahnelendi. İlk romanının yayınladığı 1973'e kadar sadece tiyatro yazırlığıyla ilgilendi.

1973'ten sonra çalışmalarını öykü ve romanda yoğunlaştırdı. Eserlerinde toplumun çalkantılı dönemlerini ve bu dönemlerin bireyler üzerindeki etkilerini irdeledi.

Konularının yanı sıra eserlerinin biçimsel yetkinliğiyle, özellikle ayrıntıları değerlendirişiyle, geriye dönüşler iç monologlar gibi değişik tekniklerden yararlanmadaki başarısıyla dikkat çekti.

İlk romanı "Ölmeye Yatmak" 1973'te basıldı. Doğa, toplum, zaman ilişkilerinin insanın iç dünyasındaki yansımalarını düşünce üretebilecek boyutlarda irdeledi.

Değişimler karşısında edebiyatın yapısal durumu bakımından da arayışçı davrandı, kendine özgü anlatım biçimleri geliştirdi.

Aydın kimliği, aydın sorumluluğu, aydın bunalımı, özümsenmemiş modernizm, slogancılık esasına dayanan fikrî yapılar, sosyal ve siyasal alanda yaşanan tüm değişim süreçleri, kadın erkek ilişkileri, kadın kimliği, toplumsal baskı unsurları, cinsel konular romanlarında ele aldığı ana başlıklardır.

~~

Sessizliğin İlk Sesi: Hikayeler.

Okuduğum ve okumanızı istediğim kitap iki bölümden oluşuyor.

Birinci bölümde altı hikaye:

Sen Ey Kutsal Işık
Muz
Teşekkür Ederim
Eskiden Bir Sabah
Yan Kapı
Bir Sevmekten... Bir Ölümden

Evet, dolu dolu altı hikayeyle karşı karşıya kalıyoruz ilk bölümde.

En etkilendiğim Sen Ey Kutsal Işık olduğundan ağırdan ağırdan bilgi vermek istiyorum.

Sen Ey Kutsal Işık'ta yoksul insanlar için, kent dışında iki yüz hanelik yeni bir mahalle kurulmuş, bir de kilise yaptırılmıştır. Kilisenin, sağlanan mumlarla pırıl pırıl olmasına karşılık, mahalle ışıksızdır.
Papaz inatla yoksul halkın kiliseye gelip ayinlere katılmasını ister ve o ışıl ışıl ortamda yoksul insanlar evdeki, ışıksız ve dağınık evlerindeki işleri düşünerek sıkılırlar.
Ardından bir gece ayininde bir kadın papazı ve sözlerini dinlemeden yüzlerce mumun parlak tuttuğu kilisede bebeği için bir kazak örer ve bu durum diğer insanlarca da benimsenir.
Artık herkes bir işini kilisede, aydınlıkta yapmaktadır.
Tabii bu işi abartan bir adam bir gün testereyle tahta keserken papaz iç gıdıklayıcı sesi fark eder ve durum anlaşılır.
O günden sonra insanlar kilisede işlerini yapamaz hale gelir ve bunun sorumlusu olarak gördükleri testereli adamı suçlamalara boğarlar.

Bu suçlamalara katlanamayan testereli adamımız geceleri kilisenin deposundan -kilisenin deposu mahalleye yetecek kadar mumla doludur lakin mahalle zifiri karanlıkken o mumlar gelecek ayinler için saklanmaktadır- mum aşırmaya başlar.

Çalar verir, çalar verir.
Robin Hood gibi.
Ama bir gün tüm bu çalıp dağıtmalardan yorulur üstelik papaz da onu fark etmiştir, ölür.

Bedeni kutsanmadan gömülür ama halk hiçbir zaman onu unutmaz.
Yüceltir.

O kadar yüceltir ki heykellerini yapar.

"Ama insanlar onu unutmamışlar. Mezarının başına heykelini dikmişler. Çocuklardan çocuklara mum hırsızlığı bilinmesin diye de, heykelin altına yeni adını salt ‘Büyük Kumandan’ olarak kazımışlar. Başında, karanlıklarını ışıtacak yeni bir büyük kumandana tezelden kavuşabilmek için dua etmişler."

İronik olan, Büyük Kumandan heykelinin de fakir halka hiçbir yardım yapılmaksızın belediyelerce güç gösterisi olarak meydanlara dikilmesidir.

Tamamen kara mizah...

Şimdi ikinci bölüm:

Hüzzam Mavisi
H
Akşamüstü
Kulak Tıkaçları
Nerde O Eski Ölümler
Sessizliğin İlk Sesi

Yeni öğrendim:
Hüzzam Mavisi’nde Adalet Ağaoğlu, kardeşi, tiyatro yazarı, hikâyeci, şair Güner Sümer (ölm.1977)’in yaşam öyküsünü olanca sevgi ve acısıyla anlatıyor'muş.

İkinci bölümde en etkilendiğim hikaye Nerde O Eski Ölümler.

Hastane odasında iki kardeşin -birinin avurtlarına ölüm çökmüş- gülüşmeler içinde ölümü savsakladığı acı tatlı bir hikaye.

Hasta bakıcıya "Nerede o eski ölümler, kendini paralamalar, yırtınmalar?" dedirten bir son gülüş armağan ediyor hasta.

"Şimdi —yıllar sonra— kardeşinin nabzını avucunda tutuyor. Oradan bir sesin, tokmağı yedikçe gümbürdeyen davul gibi ortalığa yayılarak herkesi, her şeyi, en başta da kardeşini, onu, ta kendisini ayağa kaldırmasını bekliyor.
Mavi tulumlu küçük bir oğlan çocuğunun sokak aralarında gümbürdettiği oyuncak bir davulun sesi de olabilir bu."

Özetle şunu söyleyebilirim, kendi yalnızlığınızın kendi suskunluğunuzun kendi iç çekişmelerinizin ve yenilgilerinizin her bir hikayede bir ya da daha fazla karakterin zihninde bir yere kıvrılmış olduğunu göreceksiniz.

Kendinize dokunmaktan korkmuyorsanız okuyun.

-İlk incelemeyi ben yaptım yuppi emojisi-
Adalet Ağaoğlu..

Yazarımızın hayatını altı sene önce üniversite sınavına hazırlanırken okumuştum fakat bu kadar engin görüşlü biri olduğunu hiç mi hiç bilmiyordum. Üstelik hocalarımın bile kitaplarından söz ettiğini hatırlamıyorum; halbuki bahsedilmesi gereken çok önemli bir yazarmış bunu sessizliğin ilk sesi kitabını okurken o kadar iyi anladım ki..

genel olarak kitap hakkında şunları söyleyebilirim:

Adalet Ağaoğlu alışılmışın dışına çıkan bir dille okuyucusuna sesleniyor, ironiyi öyle güzel veriyor ki, bunu sahiden bu kadın mı yazmış diyorsunuz bir süre sonra.

Velhasılı,
depderin bir okyanus gibi.. elini koydukça okyanusa okyanus nasıl çekiyorsa seni, öyle çekiyor seni Ağaoğlu..!!

tavsiye^^

dostlar, okuyun, güzel okuyun, fevkalede okuyun. sevgiyle, dostla kalın. >.<
Yeni mahallede evler hâlâ karanlık.
Ama kilise, haftanın dört gecesi yüzlerce mumluk ampullerle aydınlatılıyormuşçasına aydınlık.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Sessizliğin İlk Sesi
Baskı tarihi:
Şubat 2015
Sayfa sayısı:
190
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786051418452
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Everest Yayınları
"Bir isteğiniz?" diye soruyor. Sanki bütün dünya insanlarının bildiği bir dil var da, o dilde soruyor bunu. "Başka bir emriniz?" diyor ardından. Bu iki soru gümüşsü yeşillikteki bir ormanın sessizliğinde nerden çıktığı belirsiz bir acayip kuşun ötüvermesi gibi geliyor ona. Ağaoğlu'nun sessizliğin sesini yükselten ilk sesini duyduk duymadık demeyin.
-Füsun Akatlı-

Ağaoğlu'nun sahte değerlere, yanlış kalıplaşmış, kemikleşmiş insan tanımlarına karşı savaş açtığını Sessizliğin İlk Sesi tartışmasız biçimde ortaya koyuyor. Tartışmaya yanaşmadığımız, hep tabu saydığımız bizle sarmaş dolaş yaşayan engelleri, toplumun dikenleşmiş pürüzlerini sıralıyor.
-Doğan Hızlan-
(Tanıtım Bülteninden)

Kitabı okuyanlar 14 okur

  • Deniz Kabuğu
  • Asya Hazar
  • CSU
  • Zeynep Karabali
  • hilal
  • Ekrem Yasin
  • Murat Özer
  • Derya Karabayır
  • Eyüp Ekin
  • Hakkı Uşaklıgil

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%33.3 (1)
9
%0
8
%33.3 (1)
7
%33.3 (1)
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0