Kıskançlık, aslında içsel bir boşluğun dışa vurumudur. Dostoyevski karakterleri genellikle kendi içsel yaralarıyla boğuşur. Kıskanan insan, aslında kendisinde var olmayan veya yeterince sahip olmadığını düşündüğü bir şeyi dışarıda arıyordur. Bu durum, özgüven eksikliğinin bir yansımasıdır. Başkasını aşağı çekmeye çalışırken kendi acizliğini sergilemek, Dostoyevski’nin perspektifinden bakıldığında insanın kendine yaptığı en büyük kötülük ve bir "kusur"dur.