ben seni bir okyanusun derinliğinde buldum da sevdim
parlak bir inciydin benim için
paha biçilmez bir inci
seni sadece selvi boyun, siyah saçların ya da kara gözlerin
güzel bir yüzün var diye değil
fikirlerinle, konuşmandaki güzelliğin ve benim o kor halde yanan yüreğimle sevdim.
korkuyorum!
aramızdaki maneviyat haricindeki uçurumlardan korkuyorum.
sana kendimi ifade edememekten korkuyorum.
ya da yanlış anlaşılmaktan korkuyorum.
belki de çok fazla korkuyorum.
çünkü ben ilk defa seviyorum...
Hayatımda ilk kez biri bana
“Kendine çok dikkat et” dedi.
Anlamış onun kalbini taşıdığımı herhalde…
Rastgele,
Yürürken aklına geleyim
Sızlasın için…
Zaman sen olmayınca geçmiyor,
Sen olunca da yetmiyor…
“Üşüryorsan söyle,
Seni bir kat daha seveyim.”
Kim istemez mutlu olmayı
Ama mutsuzluğa da var mısın?
Çık gel bir kez daha
Beni bozguna uğrat
Ben güzel değil miyim?
Neden kuş koymuyorlar yoluma?
“Ben sana kızsam,
Kendime küserim…
“Ama sen yine de gitme
Gidersen peşinden gelmem
Ama kalırsan
Bu masalın sonunu birlikte öğreniriz.
Meğer ne çok canı yanarmış insanın,
Baktığı yerde göremeyince görmek istediğini
Birgün aklına gelecek olursam
Bana şiir ısmarla,
Eylül,lü konuşalım...
Balık denizi hatırlamaz, sadece yaşar. Ne zaman hatırlamak zorunda kalır? Artık eskisi gibi yaşayamadığında.. Sular ya kirlenmiştir ya da çekilmeyi başlamıştır.
Fakat mutluluk ve neşe insanı nasıl güzelleştiriyor! Yürek sevgiyle nasıl da kaynıyor! Sanki kendi yüreğini alıp bir başkasının yüreğine dökmek istiyorsun, herkesin neşelenmesini, herkesin gülmesini istiyorsun. Mutluluk nasıl da bulaşıcı.