Oğulcan

Oğulcan

, bir kitap okudu
Puan vermedi·208 syf.··
2026 10. kitabı
Raven Leilani
5.9/10 · 60 okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
9/10
·320 syf.··
Beğendi
·
2026 5. kitabı
Nisyan’ı, zihnimdeki o karmaşık mekanizmaların ve eylemsizlik halinin en yoğun olduğu dönemde okudum. Hector Abad’ın, babasını kelimelerle yeniden inşa ederek unutuluşun elinden çekip alma çabası, bende hayranlıkla karışık derin bir sızı bıraktı. ​İşte o satırlardan zihnime sızan öznel tortu: ​Hector Abad Faciolince - Nisyan ​Hafızanın ne kadar amansız bir yük olduğunu bu kitabı bitirdiğimde çok daha net anladım. Yazarın, babasına dair en küçük detayları bile kutsal birer emanet gibi saklaması, aslında hepimizin içindeki o "kaybolma" korkusuna dokunuyordu. Hafızanın ne kadar seçici, ne kadar takıntılı ve aslında ne kadar savunmacı bir yapıda olduğunu satır aralarında kendi içimde tarttım. ​Neler Hissettim? ​Hatırlamanın Ağırlığı: Okurken, birini hayatta tutmak için bu kadar çok hatırlamak zorunda kalmanın ne kadar yorucu olduğunu düşündüm. Bazı anların toz yığınına dönüşmesine izin vermemek için verilen o devasa mücadele, benim o günlerdeki eylemsizliğimi ve her şeyi kontrol etme isteğimi bir kez daha yüzüme vurdu. ​Çıplak Bir Dürüstlük: Abad’ın dili öyle dolambaçsız ve öyle saftı ki, anlatılan hikaye sanki benim de hiç açmadığım çekmeceleri karıştırıyormuşum hissi uyandırdı. Bir hayatın sonundaki o kaçınılmaz "toz yığını" gerçeğiyle yüzleşmek, o an korumaya çalıştığım o ego kalkanlarının ne kadar beyhude olduğunu hissettirdi. ​Huzursuz Bir Kabulleniş: Kitabın sonuna geldiğimde, nisyanın yani unutuşun aslında bir son değil, bazen hayatta kalmak için gereken o tek sığınak olduğunu fark ettim. Her şeyin bu kadar geçici olduğu bir dünyada, bir şeylerin peşinden bu kadar hırsla gitmenin ya da kırılmaktan bu kadar korkmanın anlamsızlığını gördüm. ​Neden 9 Puan Verdim? ​Çünkü Nisyan, bana sadece bir yas hikayesi anlatmadı; bana insanın kendi kırılganlığını nasıl bir onur
2026 Okuma Raporları
NisyanHéctor Abad Faciolince · Livera Yayınevi · 2024212 okunma
6/10
·152 syf.··
2026 9. kitabı
Okurken Ueda’nın kurduğu o puslu atmosferin içine çekildim ama bir yandan da o sisin arkasında hep bir eksiklik aradım. Hikayeler boyunca karşımıza çıkan o huzursuz ruhlar ve tutulmayan sözler, aslında insanın en ilkel korkularına dokunuyordu. Ancak Ueda’nın bu korkuları işleyiş biçimi, benim o an ihtiyaç duyduğum o sarsıcı etkiden uzaktı. ​Neler Hissettirdi? ​Atmosferin Esareti: Ueda, yağmurun ve ay ışığının altında öyle bir dünya kurgulamıştı ki, sayfaları çevirirken o rutubet kokusunu ve tekinsiz sessizliği sanki yanımda hissettim. Ama bu atmosfer, hikayelerin finalindeki o mistik çözülmelerle birleşince bende "gerçekten yaşanmış" bir derinlikten ziyade, uçucu bir masal tadı bıraktı. ​Rasyonalitenin Çatışması: Hikayelerdeki doğaüstü müdahaleler, hayatın o sert ve mekanik gerçekliğiyle çarpıştığında biraz zayıf kaldı. İnsanın kendi içinde yaşadığı o gerçek reddedilişlerin veya hayal kırıklıklarının yanında, Ueda’nın hayaletleri fazla nahif ve hatta biraz didaktik durdu. Puanımın Sebebi: Kitabı kapattığımda içimde o büyük "katharsis" (arınma) hissi uyanmadı. Ueda’nın karakterleri o bitmek bilmeyen bekleyişlerinin sonunda bir şekilde huzura erdi belki ama ben o hikayelerin sonundaki o "ilahi adaleti" veya mistik huzuru, hayatın o anki rasyonel karmaşasına tam olarak yediremedim. ​Ueda, "gerçekle hayalin arasındaki o ince çizgiden" bahsetti durdu ama ben o çizgiyi geçtiğimde, karşı tarafta beklediğim o devasa derinliği bulamadım. Sis dağıldığında geriye kalan, sadece eski zamanlardan kalma, biraz hüzünlü ama bugünün o keskin sızılarını dindirmeye yetmeyen bir yankıydı.
2026 Okuma Raporları
Yağmur ve Ay ÖyküleriUeda Akinari · İthaki Yayınları · 2022630 okunma
7/10
·320 syf.··
2026 8. kitabı
​Tom Hazard ile tanışmak, aslında insanın kendi içine ördüğü o devasa savunma mekanizmalarıyla yüzleşmesi gibiydi. 400 yıl boyunca hayatta kalmayı başarmış ama "yaşamayı" hep bir sonraki yüzyıla ertelemiş bir adamın hikayesi bu. ​Psikolojik bir perspektiften baktığımda; Tom’un kurallara sığınarak bağı ve yakınlığı reddetmesi, aslında bizim narsistik yaralanmalardan kaçmak için ördüğümüz o kalkanların surreal bir yansıması. Reddedilme korkusuyla zamanı dondurmaya çalışırken, aslında zamanın bizi dondurduğunu ve o gri "hissizliğe" mahkum ettiğini fark ediyoruz. ​Kitaptan Kalan Tortular: ​Hayatta Kalmak vs. Yaşamak: Acıdan kaçmak için hiçbir şeye dokunmadan yaşamak, aslında yaşayan bir ölüye dönüşmektir. ​Kırılganlık ve Cesaret: Zamanın ağırlığı, ancak her şeyi kaybetmeyi göze alıp "incinebilir" olmayı kabul ettiğimizde azalıyor. ​Şimdi’nin Estetiği: Zamanı durdurmanın yolu onu dondurmak değil, her türlü riskine rağmen akışın içine o ilk adımı atmakmış. ​Puanımı 7’de bırakmamın sebebi, finaldeki o çözümleme biçiminin hayatın bazen fazla sert ve rasyonel olan dokusuna göre biraz daha "naif" kalması. Yine de, özellikle belirsizlik ve eylemsizlik arasında sıkışıp kaldığımız bu dönemde; Tom’un o yüzyıllar süren sessizliğini kırıp sokağa çıktığı an, benim için o "beklenen cesaretin" en somut karşılığı oldu. ​Tom Hazard bunu 400 yılda öğrendi, bizim o kadar vaktimiz yok.
2026 Okuma Raporları
Zamanı Durdurmanın YollarıMatt Haig · Domingo Yayınevi · 202215,2bin okunma