İlkin zevkleri, sonra tutkuları, sonra umutları ve en son korkuları ölür insanın. O zaman biz de ölürüz. Öldüğümüzü anlamadan ölürüz. Yaşadığımızı da anlamamışızdır zaten. Usul usul ölürüz; azar azar yaşar, usul usul ölürüz.
O küçük, korunaklı yaşamlarını mutluluk mu sanıyorlar? Sıradan, tekdüze yaşantılarına sonsuz bir güven duygusu içinde yaşamayı mutluluk mu sanıyorlar? Hep sanıyorlar. Hep sanıyorlar. Hep sanıyorlar. Bütün yaşamları sanmak. Akşamları televizyon dizilerinde başkalarının başından geçenleri seyrederek avunuyorlar; başkalarının serüvenlerinden çöplenerek yaşıyorlar, şarkılarda söz edilen sevgilinin eşleri olduğunu sanıyorlar. Yengelerim magazin gazeteleriyle, dergileriyle, artistlerin hayatlarını birbirlerine anlatarak, onların skandallarını, rezilliklerini, son sevgililerini, son elbiselerini, son arabalarını, sonlarını konuşarak çöpleniyorlar.
Yemek odası, yatak odası, misafir odası takımları aldılar. Onlar taksitleydi. Bundan böyle taksitle yaşayacaklardı. Hayatımızı da taksit taksit yaşıyorduk. Tahsil taksidini, askerlik taksidini, evlilik taksidini, babalık taksidini, dedelik taksidini ödeyecek Halil.