Fatma Mertoğlu

#insanlıkiçin
Söz konusu insanlık olunca hangi yatak rahat, hangi ev sıcak olabilir ki şimdi. Görüyorum, duyuyorum bir şekilde şahit oluyorum fakat neden, neden uzanamıyor kollarım. Tam da insanlığın insana bu kadar ihtiyacı varken neden bu canımı acıtan yoksunluğum. Zihnimde defalarca kaldırıp atıyorum beton yığınlarını, acımasız soğuktan donmaya yüz tutmuş insanlığımın üstünden. Ben kaldırdıkça bir diğeri düşüyor tam yüreğimin orta yerine. “Pes etme, zayıflatma kurtuluşa olan inancını, sakin ol kaybetme direncini “ diyen derinlerim izin vermiyor henüz kaybıma. Tekrar yüklensem de tüm gücüm, tüm inancımla; bilmiyorum kaç nefes daha sağlar umudum, dinmek bilmeyen bu acımla.
İnsan
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
“İstediğimiz, hayal ettiğimiz yaşamların, gerçeğin çok uzağında bir ütopya olduğunu öğrettiler bize. Üstüne acizlik etiketi vurulmuş yaşamlar tutuşturdular ellerimize…” Fatma Mertoğlu
İnsan ve Hayat
Bazılarımız nefes alabilmenin, yaşayabilmenin, hissedebilmenin yokluğunu görmediğimizden, varlığını hiçe sayarak yürürken yaşam yolunda, bazılarımız bir sonraki nefesinin mücadelesinde bulabiliyordu kendisini bir anda. Henüz hiçbir şey başlamamışken, insanlar süregelen hayatlarına devam ediyorlardı; sabah işyerinde giymek üzere gömleğini ütüledi bir adam ve bir kadın üzerini örtüyordu istediği oyuncak alınmadığı için ağlarken, salonda uyuyakalmış çocuğunun, başka bir kadın annesini hiç aramamıştı o gün zaten yarın akşam yemeğinde beraber olacaklar diye. Bir caddede yol önceliği için araçlarını kenara çekip kavgaya tutuşmuştu bir kaç genç, bir başka yerde de birbirini boğazlıyordu neredeyse, taraftarlık uğruna bir başkaları. Bir kadın yüzüğündeki taşın küçüklüğüne üzülürken, bir adamda çok sevdiği aracını parlatmakla meşguldü. Bir sevgili diğerini terk ediyordu vefasızca ve bir başkası sevdiğine evlilik teklif ediyordu kalbinde hissettiği derin aşkla. Kredi borçlarından yakınıyordu biri ve servisini beğenmediği garsonu işinden ediyordu bir diğeri. Bir alt komşu üst komşuya sesten yakınıyor, bir kadın biraz vakit bulmuş kitabını okuyordu. Gecenin sonunda erken ya da geç çoğu uyudu, ancak bu bazıları için son uykuydu. Uyananlar ya da zaten uyanık olanlar için kâbusu başlatan; kimilerine korkunç bir ses, ürkütücü bir karanlık, endişeye sevk eden siren sesleriyken, kimileri için; bir enkaz, yaralanma fiziken ve sevdiklerini kaybettiğinden ruhen ya da son bir nefesti son vedasını edemeden. Birçoğu daha önce çok defa duymuştu savaş haberlerini, görmüştü savaş altındaki insanlığın çaresizliğini fakat hiçbir şey aynı değildi şimdi, çünkü kendileriydi bu kez savaşın kurban edilenleri. Öyle ya çoğu zaman ‘bize neydi’ diğerlerinden, varlığımızın insanlığı bir bütün kıldığını
Felsefe-Düşünce
Anlasaydı aşkın dilinden sevilenler, sözler yürekten yüreğe yol olur ,kalemden kağıda intihar etmezlerdi. Sevda iki kişiden taşmaz üçüncü kişilerce bozulmazdı mahremi... … Fatma Mertoğlu
İnsan ve Duygular
Sineden bir parçayı Geceden bir heceyi Nasibimden çokçayı Nasıl eksiltip gittin…. Kafesteki aklımı Derinlerde saklımı Ey can aşktan hakkımı Nasıl da alıp gittin… Zihnimdeki hayali Hatırla hani, mavi Olacaktı ya sahi Üstüme yıkıp gittin… Denizlerden mavimi Gözümdeki ferimi Sen bendeki cismini Nasıl da çalıp gittin Bende bir ben kalmadı Gönlüm hiç avunmadı
Şiir