ruzgar

ruzgar
@outlierr
İlk kanserli hasta gurubumdaki bir kadını rahatlatmak için haftalar boyunca ter dökmüştüm. Adını hatırlamıyorum ama o umutsuz yüzündeki derin çizgiler ve mahzun gözler hâlâ gözümün önünde. Bir gün, gruba âdeta ışık saçarak, capcanlı bir tavırla geldiğinde hepimiz hayret etmiştik. "Bu hafta büyük kararlar verdim,” diye açıklamıştı. “Çocuklarıma örnek teşkil edeceğim, nasıl ölüneceği konusunda!” Sahiden de öldüğü güne kadar hem çocukları için hem de grup üyeleri başta olmak üzere kendisiyle teması olan herkes için bir asalet timsali olmuştu. Nasıl ölüneceğine örnek teşkil etme fikri, kişinin yaşamının anlamını son ana kadar yitirmemesini sağlıyor. Geçen yıllar içerisinde, bu anlayışı pek çok hastama aktarmıştım ama Ellie'nin güçlü dili ("ölüme öncülük etmek") etkisini iyice katlıyordu. Nietzsche'nin de dediği gibi, "Neden'i olan, Nasıl'a katlanır."
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Yaşanmamışlık ne kadar çoksa ölüm korkusunun da o kadar şiddetli olduğuna defalarca şahit oldum.
Kulağa paradoksal geliyor ama genellikle bize doyum veren ilişkiler kurduğumuz kişilerin yasını tutmak, aramızda yarım kalan çok fazla mesele olanların yasını tutmaktan daha kolaydır.
Ortada olan tek bir gerçek yoktur, her birimiz bir noktaya kadar kendi gerçekliğimizi inşa ederiz. .. Alman filozof Kant aklıma geldi. Kant deneyimlediğimiz gerçekliğin doğasını, zihinlerimizin yapısınının aktif olarak etkilediğini söyler. Derken elli yıllık terapistlik deneyimimde dinlediğim büyük sırları düşündüm ve anladım ki bir olmayı ne kadar istesek de aramızda hep bir mesafe kalıyor.