Kadir Karakoç

Kadir Karakoç
@outsiders
Hayattaki yerini bulmaya çalışan kendi halinde birisi...
"Dinle, İlya," dedi "senin sevgine ve kendin üzerindeki gücüne inanıyorum. Neden beni kararsızlığınla ürkütüyorsun, kuşkulara düşürüyorsun? Senin amacın olduğumu söylüyorsun ve bu amaca böyle ürkek ve yavaş ilerliyorsun; oysa daha da uzaklara gitmen gerekiyor; benden daha yukarda olmalısın sen. Ben senden bunu bekliyorum! Mutlu insanları, onların nasıl sevdiklerini gördüm," diye devam etti iç çekerek," onlar kaynıyorlardı sanki ve sakinlikleri seninkine benzemiyor, başlarını eğmiyorlar; gözleri açık; çok az uyuyorlar, eyleme geçiyorlar! Ama sen... Hayır, bu aşka benzemiyor, ben senin amacınmışım gibi görünmüyor..."
Sayfa 445·Kitabı okudu
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Kelime oyunlarını bırak Oblomov reis. İcraat lazım!
"Benim aşkımdan şüphe mi ediyorsun?" dedi heyecanla Oblomov. "Benim senin için değil, kendim için korktuğumdan mı tereddüt ettiğimi sanıyorsun? Senin adını duvar gibi korumuyor muyum, bir anne gibi sana bir dedikodu gelmesin diye tetikte beklemiyor muyum... Ah, Olga! Kanıt göster! Tekrar ediyorum, eğer sen bir başkasıyla daha mutlu olacak olsaydın, ben hiç homurdanmadan bu hakkı sana verirdim; eğer senin için ölmek gerekseydi, mutlulukla ölürdüm! " dedi gözyaşları içinde. " Bunun hiç yararı yok, kimse bunu istemiyor! Ne yapayım ben senin hayatını? Sen yapman gerekeni yap. Gereği olmayan ya da yerine getirilemeyecek fedakarlıklar yapmayı önermek, gerekli olanları yapmamak için sinsi insanların başvurduğu bir hiledir. Sen sinsi değilsin, biliyorum, ama...
Sayfa 444·Kitabı okudu
Çuvaldızı kendime iğneyi Oblomov'a batırdım!
"Neyi görüyor muyum? Hiçbir şey görmüyorum, sadece senin korkak olduğunu görüyorum... Ben bu imalardan korkmuyorum."
Sayfa 423·Kitabı okudu
Birçok kişi iyi bir söz söylemekte kararsız kalır, utançtan kıpkırmızı olur söylerken, ama uçarı bir sözü, onun da ne yazık ki boşlukta kaybolup gitmeyeceğini, genellikle düzeltilmesi imkansız olan, uzun bir kötülük izi bırakacağı hiç düşünmeden cesurca, gür sesle söylerler.
Sayfa 344·Kitabı okudu
Tarih de onu sadece kasvete sürüklüyordu: işte insanın başına gelen yığın yığın felaketi, mutsuzluğu okuyor, öğreniyorsun; işte zar zor topluyor insan, çalışıyor, uğraşıp duruyor, korkunç bir şekilde direnip çabalıyor, hep parlak günlere hazırlanıyor. Sonra geliyor o günler, ama bu sefer de tarih dinlenmeye kalkıyor: olmuyor, yine bulutlar beliriyor, yine binalar yıkılıyor, yine çalışmak, yine uğraşmak gerekiyor... Parlak günler durmuyor yerinde, kaçıyor - ve hep akıp giden yaşam, hep akıp gidiyor, hep yıkım ardına yıkımla.
Sayfa 84·Kitabı okudu