Eğer her ikisini birden olmak mümkün değilse, sevilmek yerine korkulmayı bir an bile tereddüt etmeden tercih ederim.
Muhtemelen buna da, "Korku ortadan kalktığında saygı da ortadan kalkacak ve geriye iyi hatırlanan biri olarak kalmayacaksın." diyenler çıkacaktır.
Oysa gözden kaçırılan nokta şudur: Korku doğru yönetildiği sürece, sen var olduğun müddetçe varlığını korur. İnsanlar sınırlarını aşmadan önce iki kez düşünür, sözlerini seçer, davranışlarını tartar. Çünkü korku, disiplini ve mesafeyi beraberinde getirir. Saygının olmadığı yerde korku zulme dönüşebilir; fakat yerinde kullanılan korku, otoritenin en güçlü dayanaklarından biridir.
Korku ancak sen ortadan kalktığında, yani öldüğünde sona erer. Çünkü korkuyu ayakta tutan şey senin varlığındır. Sen yoksan, senden çekinilecek bir güç de kalmamıştır. İşte o andan sonra insanlar gerçek yüzlerini göstermeye başlar; kimisi seni över, kimisi seni gömer. Fakat sen hayattayken bunu yapmaya cesaret edememiş olmaları bile, korkunun ne kadar güçlü bir duygu olduğunu göstermeye yeter.
Sen öldüğünde ise ne düşüneceklerinin zerre bir önemi kalmayacaktır.
Bu durumu anlatan çok anlamlı bir söz vardır.
Balık şöyle der:
"Ben öldükten sonra skmşim okyanusun derinliklerini."