Övgü

Övgü
@ovgusrt
Öğrenci
Psikoloji
Ankara
14 okur puanı
Ocak 2019 tarihinde katıldı
Gök ağlıyordu ve sanki güneş gülüşünü son kez göstermişti. Griden koyu fakat siyahtan da hallice gök, yıldızlarını saklamış; yağmuru çığlıklar eşliğinde uyandırmıştı. Yine böyle gecelerin birinde, küçük kız gözyaşlarını tutamamış ve göğün vokalisti olmaya başlamış. Gök ve göz büyüleyici bir düete tutulmuş; acısını yollar ve yanaklar yaşamış. Caddeleri temizleyen yağmur, küçük kızın yüzünü yıkamış. Yine böyle gecelerin birinde; küçük kız, asla çözüm bulamayacağını ve sonsuza dek bu şekilde süreceğini düşünmüş. Çünkü ateş, su, hava ve toprak birlikte yaşayamıyormuş. Sanılanın aksine. Uyum yakalayacakları yere laneti olmuş küçük kızın. Zavallı kız.
İnsan ve Duygular
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Dalgaların acelesi yok.
İnsan ve Duygular
Mahcubiyetin Tesellisi
Ateşle oynamayı hep sevdim. Göğe doğru açılan tonları, nokta kadar bir sarının parmaklarımı uyuşturması nedense çok hoşuma gitti. Belirli bir mesafeye kadar elimi yaklaştırır ardından duyduğum sıcaklığın etkisiyle elim ve nokta arasında bir çekim oluştuğunu hissederdim. Ölçülü bir yakınlık varsa her şey yolundaydı. İkimiz için de. Küçük alev beni ısıtır ama fazla yakamaz, ben üflesem söndürecek denli etki edemezdi ona. Günlerden bir gün bir mum yaktım. Sıcaklığın etkisiyle ısınan cam, dokunduğum anda elimi sersemletti. Soğuk havada içimi ve zihnimi yakan, aslında ılıman fakat fazla kuşkuyla çarpan bir sıcaklık. Camı tutmaya devam etmek isterken zihnim "bırak" diye yalvarıyor, duruma tamamen yabancı duyularım merak edip devam etmemi söylüyordu. Zihnim -siz buna mantık da diyebilirsiniz- fazla korumacıydı. Hep böyleydi. "Annemin eteğinin arkasına saklanacak bir çocuk kadar korkak olduğum gerçeğini" kamçılar gibiydi. Ki son 18 yıldır verilen benlik savaşı, hücrenin belli bir büyüklüğe erişip artık bölünmesini zaruri kılıyordu. Ama benim etik ne anlar bunlardan. Yanma riskini almadım. Kim alırdı ki? Ama camı tutmaya devam da etmedim. İşte bu biraz fazlaydı. Hiç yanmayacaktım belki. Bakıştık ateşle. Şunları söyledi: "Ben seni yarandan tanıdım. Sen beni hevesimden. Ben senin kırılganlığını gördüm. Sen benim dürüstlüğümü." Bir şey diyemedim. Kendimi zorla geri çektim. Söylediğim her satır duyularımı harekete geçirip merakımı biraz olsun gidermeye çalışırken; tutmaya devam etmeyi, zihnime bir türlü kabul ettiremedim. "Mazoşist"in anlamını tekrar sorgulamamı sağladı. Suçu annemin eteğine veya korumacı etik ahlakî zihinsel her ne boksa şeylere atmamalıydım belki. Evet, ateş dürüsttü. "Bencildi." Mantıklı ve kabul etmese de tutarlıydı. Ateş sanattı. Ateş, sıradaki hamlesi
İnsan ve Duygular
"Sensizliği tanıyorum. Bu yüzden senlilik daha fazla korkutuyor beni. İki farklı dünya, yörüngelerinden habersiz Dönüp duruyor etraflıca bir saçmalıkla." -ofq
İnsan ve Duygular
Aslında hava hiç kötü olmadı. Çaresiz hissettik: mutsuz, korkak, ümitsiz... Hava hiç kötü olmadı. İçimizi bulutlara yansıttık: koyu, gri, karanlık... Hiç kötü olmadı. Hiç iyi de olmadı. Hep ve hiç fazla genel kavramlardı. Kötü olmadı. İyi ile anlam kazanan bir kelime için fazla iddialı olurdu kötü olmak. Olmadı. Galiba. Olması gereken neydi tam olarak? ofq
İnsan ve Duygular