Oysa parıltıları, güzellikleri günlerimizin, pamuklarla sarılarak saklanmamalı Haluk! Onları an. Belki bana da uzanır gelir o anmaların dalgaları, belki aynı anda, o anının bir yerinde ellerimiz yeniden kenetlenir.
Son anda mezar taşını gördü. Bir an sessizce baktı.
Bakarken ne düşündüğünü merak ettim. Sussam belki dünya daha güzel bir yer olurdu ama dilimi tutamadım. "Doğrudan bir derdim vardı ama telafisi dolaylı" yazsam mı?
Güldü gitti. Gülüşün bir kısmı evde kaldı. Hatta kısmen, çamaşır ipi gerili Balat sokak fotoğrafına sindi.
Derler ki; 'Eğer bir isim ağızdan çıkar ise, o isme sahip kişinin kulakları çınlar. Çiziktirmek de aynı kapıya çıkar. Eğer o kişi uzakta veya artık yaşamıyor ise hayaleti gelir. Gelirken yanında bir an getirir. Böylece aynı an içinde iki farklı an yaşarsın: İçinde bulunduğun an ve hatırladığın..."