Çağlar boyunca girişilecek sabırlı ve dikkatli çalışmalar, bugün
için sır perdesinin arkasında kalan birçok şeyi aydınlığa kavuşturacaktır. İnsan, evrenin sırlarını araştırmak için yaşamının tümünü bile harcasa, yine de böylesine engin bir sorun karşısında yeterli olamaz. Bu nedenle bilgiler, ancak çağlar aşıldıkça insanoğlunun önüne serilecektir. Bir zaman gelecek, o günün insanları kendilerince bilinen şeylerin daha önceleri bilinmeyişine şaşacaklar ... Birçok buluşun ortaya çıkışı, bizlerin anısı çoktan silinip gittiği dönemlere
rastlayacaktır. Her çağın insanına, araştırılmak üzere sorular gizlemesini beceremeyen bir evren, çekici olmaktan uzak, tekdüze bir yaşam ortamı oluştururdu.
SENECA, DOĞA SORUNLARI
Birçok insan belirli bir olay gerçekleşirse mutlu olacağı yanılgısındadır. Mutluluğun kendilerini bulmasını bekler ve mutluluğa «bir şeyler yaşanarak» ulaşılabileceğini göremezler. Bir şeyler yaşamak, bir şeylerle «birlikteyaşamak» anlamına gelir. Duygular insanın içinde oluşan bağımsız yaşantılar değil, dış dünyayla birlikte yaşarken insanın içinde oluşan olgulardır.
Çünkü insan bir zaman tüketicisidir. Zaman insanı sınırlar. Ama çoğu insan şimdi yapamadığını ileride yapacağı sanısındadır,önündeki zamanı sınırsızmışçasına harcar. Aslında,insanın en önemli yanılgısı da budur.İçinde yaşadığımız dünyanın zor bir alan olduğundan yakınarak zamanı tüketmek yerine onu ve gerçeklerini kabul ederek savaşmak zorundayız.
Pek çok insan diğer insanlara ve onların sevgisine sahip olma eğilimindedir. Oysa ilişki ya da sevgi yaşayan bir süreçtir, nesne değil. Dolayısıyla sevgi, beraberliğe yaşamı katabilmeyi ve canlılığını arttırabilmeyi içerir. Sevgiye sahip olabileceği umudunu taşıyan insan ona sahip olduğunu sandığı anda boşluğa düşer ve sahip olabileceği yeni şeyler arar. Yaşayan süreçlere sahip olmak istemenin süreci yok ettiğini göremediği için de bu böylece sürer gider.