Büyükannem bir şeyler anlatmaya devam ediyordu ama buna bir saniye daha dayanacak gücüm kalmamıştı. Ne oldu ğunu anlamadan salondan çıkıp düşüncelere dalmış vaziyette evimizin koridorlarını arşınladım. Temiz hava, serin rüzgâr, aklımı Faye’den uzaklaştıracak herhangi bir şey bulma arzu suyla kaçmaya devam ettim. Kafam öyle doluydu ki ayaklarımın beni nereye götürdü ğünün belli belirsiz farkındaydım. Tanıdık bir binanın önünde duraksadığımda kalbim sızladı. Salondan çıktığımdan beri be denimi ele geçirmiş uyuşukluk hissini delip geçen keskin acı dan şikâyetçi değildim. Niyetim buraya gelmek değildi ama
Güç pek çok şeyi hallediyor. Demek iktidar böyle bir şey. Ve demek herkes bu yüzden iktidar peşinde. Vay be!
Ama İslâm öyle demiyor. İslâm "Zulm ile âbad olanın ahiri berbat olur" diyor.
Ey ez furûg-ı rûyet rûşen-çerağ-ı dide
Mânend-i çeşm-i mestet çeşm-i cihan ne dide
Hem çün tu nâzenini ser-tâ-be-pâ letafet
Gîtî nişan ne dîde ez dünya âferîde
Ber kasd-ı hûn-ı uşşak ebru vü çeşm-i mestet
Gah în kemîn-güşade gah ân kemân-keşîde
Ez sûz-ı sîne her dem dûdem be-ser berâyed
Çun ûd çend-bâşem der-âteş remîde
Ger ber-lebem nehî leb yâbem hayât-ı bakî
Ân dem ki can-ı şîrîn bâşed be-leb resîde
"Görmüyor musun ki gözlerim neşeli, sevinçli ve pek çok ferahlıkla parıl parıl parlamaktadır. Ama bunun sebebini başka bir şeye yorma. 'Gözünün ışığının bu kadar aydın olması, ancak senin aydınlık yüzünün pırıltısından akseden bir aydınlıktır.' Hiç aynayı eline alıp da kendi güzelliğini kendin seyrettiğin ve özellikle gözlerinin tatlılığına dikkat eylediğin var mıdır? 'Senin kendinden geçmiş gözlerin gibi gözleri, dünyanın gözleri görmemiştir.' Kendi gözlerin kendinde olan tatlılığı görmekten acizse sana ben haber vereyim. 'Senin gibi baştan ayağa kadar tatlı bir nazenini dünyanın hiçbir tarafında haber veremediler. Zira Allah da öyle bir vücut daha yaratmadı.' Bizim seni seyrederken altında kaldığımız etkileri sormuyor musun? Biz senin kaşların gözlerin karşısında tir tir titremekteyiz. Zira 'aşıkların kanına ve canına kasıtla, kah senin sarhoş gözlerin tuzak kurmuş ve kah gaddar kaşların da yay çekmiştir.' Gerçi, sen bizim böyle hüzünlü hüzünlü ah edişlerimizden ve ağlayarak yalvarmamızdan zevk alıyorsun. Ancak 'cayır cayır yanan tutuşmuş bağrımızın dumanı her dem başımızı bürümekte olup bu mis kokulu dumanın güzel kokuşu için bir ödağacı gibi nice bir ateşler üzerinde yanıp kalalım.' Senin aşkının derdiyle hasta oldum. Döşeklere döşendim. İşte hayatımın kalanından da ümit kalmadı. 'Eğer tatlı canımın dudaklarıma kadar gelmiş olduğu şu anda, sen dudaklarını
Bize daha çok çocuk verebilirdi, diye haykırıyor. Dişinin bedenini kesmek üzere ağıla sürüklerken, parlak insanın canını yakacak denli beyaz bir ışık saçan bir ses tonuyla" Hani evcil hayvanlar insan gibi bakar ya öyle bakıyordu" diyor o....