Kıymetli gönüllere küçük bir hatırlatma… Hayat, güzel kalpli insanları yormakta bazen çok cömert davranıyor. Ama ne olursa olsun, kalbinizin iyiliğini kaybetmeyin. Çünkü bir gün sizi gerçekten anlayacak insanlar, yüzünüzden önce yüreğinizi görecek. Dualarınız eksilmesin. Merhametiniz azalmasın. Nezaketiniz yorulmasın. Ve unutmayın… Bir insanın en büyük zenginliği; makamı, parası ya da güzelliği değil, ardından bıraktığı güzel histir. Kalbiniz öyle güzel olsun ki; Siz gittikten sonra bile, adınız anıldığında insanların içine huzur dolsun. Rabbim gönlü güzel olan herkesi, gönlü güzel insanlarla karşılaştırsın. Âmin. 🤍
Siz hiç çocuk yakınınızı kaybettiniz mi?
Ben kaybettim. Şu an bunu anlatacak kimsem yok. Size anlatabilir miyim? (Evet diye kabul ettim.) Harika bir gündü, başka akrabalarımla birlikte piknikteydim. Halacım da Zeynep’imle birlikte şehir dışına gitmişlerdi. Zeynep 6 yaşındaydı.. Denize girmek istedi diye halacım da kıramadı onu. Zeynep halamın torunuydu. Benim için ikisinin önemini burada size anlatacak herhangi bir kelimem yok. Kelimem yok çünkü onlar çok başkaydı.. Zeynoşum bıcır bıcır, çok bilmiş, öyle temiz kalpli ve vicdanlı, akıllı bir çocuktu ki.. Yaşıtlarına göre o kadar olgun, muhteşem bir çocuktu. Burada fotoğrafımızı paylaşmayı çok isterdim. Ama kötü insanlar var. Ona herhangi bir şey denmesi ihtimali benim canımı yakar.. Ben diğer yiğenimle piknikte oynarken bir telefon geldi. Kaza yaptıklarını ve ikisine de araba çarptığını öğrendik.. Hastaneden bilgi almaya çalıştığımızı hatırlıyorum. O arabaya nasıl bindik o arabada eve nasıl geldik piknik alanından.. Ağlaya ağlaya kaza yapma riskiyle dönmeye çalıştık. Arabada halamın vefat haberini aldık.. Oracıkta vefat etmiş halam… Karşıdan karşıya geçmek istemişler sadece.. Alkollü, makas atan biri, 30 metre sürüklemiş onları.. Görüntüleri yok.. İyi ki yok.. Zeynoşumuz 2 gün yoğun bakımda kaldı.. Biz hep onun iyi olmasını bekledik.. Maalesef 1 gün arayla aynı camide tekrar toplandık.. Ben bundan daha büyük bir acı hatırlamıyorum. Vefat etmeden önce birlikte oyunlar oynamıştık.. Tırnaklarını süslemiştim. Ne çok mutluydu.. Fotoğraflarını en son ben çekmiştim.. Bayramlık beyaz elbisesiyle.. O elbisesini tabutunun üstüne koyduk… Acaba büyüyebilseydi nasıl başarılı olurdu? Ne kadar güzel genç bir kız olacaktı kim bilir.. Seni çok özledim meleğim.. Esra ablan her çocuk gördüğünde seni hatırlıyor.. Her çocukları sevdiğinde gülümsemelerinde seni arıyor.. Senin
Duygu ve Düşünce
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
İnsanlar benim kalbim yok sanıyor, onların öyle sanmasını ben sağlıyorum. Çünkü yerini bilince kırıyorlar Nazlı
Bir olaydan esinlenerek...
kar yağıyordu... günlerdir.. aylardır... sabah-akşam... bense sıcak topraklardan geliyordum... ilk defa kara kışı görüyordum... ve ilk defa bir sevgilim olmuştu... o gün hastaydı, iş biter bitmez eve gitmişti... oysa normalde hep yanıma gelir beni beklerdi.. özlemiştim iki saatte... ve kar yağıyordu... bir arkadaş yöresel birşeyler getirmişti bize yemek için... ama o yoktu... ben de dağıttım hepsini... ah bir uyansa... meraktan ölecektim... arasa mıydım... ya uyandırırsam... saatler de geçmek bilmiyordu ki... ve kar yağıyordu... nihayet beklediğim mesaj geldi... uyanmıştı, biraz daha iyiydi... yemek yemesi gerekiyordu... ama yalnız ve hastaydı... konuştuk, iş bitiminde dışarıdan yemek götürecektim... kapıdan yemeği verecek, bir yüzünü görüp dönecektim... hala kar yağıyordu, ben yürüyordum telefonla konuşa konuşa... gelirken kendine de yemek al beraber yiyelim diyordu... kim? ben? hayatı daima töreye göre yaşayan ben, sevdiğim bile olsa yalnız bir hanımın evine gireceğim? asla... nihayet anlaştık... iki yemek alacağım... biri ona, biri bana... ona yemeğini kapıdan verdikten sonra ben kendi yemeğim ile kendi evime gideceğim... böylece aç kalmayacağım, ve o da rahat edecek... ne güzel yürekli bir kızdı...
Şiir
Eylül”üm. Güzeller güzelim. Annemmmmm. Saçlarına nazar boncuğu taktığım. Sarıp sarmaladığım. Yoldaşım. Yarınım. Sırdaşım. Güzel kızım benim. Gelemedim diye kızgınsın bilirim ama anneler bazen böyledir. Yeterim sanar, çabalar çırpınır son gücüyle hadi bi kere daha kalk dese de yetemez bazen. Düşer kalkamaz. Çıkarım sandığı kuyulardan çıkamaz bazen. Güçlü görünürler elbet ama onlar da bazen güçsüz düşerler. Halimden anlarsın bilirim. Yormazsın hiç. Hep dinlersin, Susan yanlarımı konuşturur, Yaralarıma su serpersin. Hayalinle sarar sarmalarsın sen de beni. Gönül koymaz açarsın hep kollarını.. Ben biraz babanla sohbet edeyim sen de dinle bizi emi. Çünkü babana doyamıyorum son zamanlarda. Yolumu aydınlatan bir ışık gibi içimi de aydınlatıyor son zamanlarda. Yaşadıkça yaşayasım, Sevdikçe sevesim, Sardıkça sarasım geliyor. Bi gün dünyaya geldiğinde gülüşünle babanla yarış istiyorum.
Sıkıldım aşşırı sıkıldım yapacak hiçbirşey yok ve benimde yapçak hevesimde yok bütün gün ağlayıp onun verdiği yorgunlukla da uyumak sonra bu şeyi bir döngü olarak kalmasını istiyom çünkü bazen saçma veya zararlı olan şeyler mesela bir döngü bence öyle ama bu döngü bence değil