Düşünce
10/10
·528 syf.··
Beğendi
·
2026 1. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 13 Mart 2026 20:14
Öncelikle Kazazede evreni benim evim ve bu seri benim en sevdiğim seri ve her zaman da öyle kalacak. SPOİLER YOKTUR, her kitabı her sayfası incelikle yazılmış bir seri olay akışı mükemmel bir şekilde düşünülmüş her detayı çok güzel karakter gelişimleri çok güzel şekilde ilerliyor seri boyunca sadece ana karakterlerimiz Sezin ile Turan Alp’i okumuyoruz bir sürü yan karakterimiz var onlarında aralarında ki dinamik bize kendini okutturuyor ama en iyisi Sezin ve Turan Alp onlar çok ince düşünülerek yazılmış bir çift her sahneleri olaydı onların ilk tanıştığı anda ki birbirlerine nefretiyle ilerleyen kitaplarda birbirlerine olan aşkları kendini o kadar güzel gösterdi ki zaman geçtikçe birbirlerine daha çok bağlandılar birlikte oldukları her zaman herşeyin mükemmel olacağına inandılar bu yüzden onları çok seviyorum ve her zaman da seveceğim Sezin’i, Turan Alp’i, Kazazede’yi onlar benim evim ve öyle de kalacak
Düşünce
Kazazede 4Şevval Demirdöğer · Pukka Yayınları · 2025340 okunma
10/10
·308 syf.··
2026 113. kitabı
Kamuran Akdemir Kamuran Elagöz Bazı gerçekler aydınlatmaz ,sadece karanlığı kimin taşıyacağını değiştirirdi.İnsan bazen doğruyu bulur..ama o doğruda yaşamını kaybeder.En ağır pişmanlık,”Keşke bilmeseydim” Eseri ilk elime aldığımda direk kapak tasarımı beni kendine çekti arkadaşlar.Okumaya başladığım andan itibaren elimden bırakamadım.İlk başlar ağır ilerlese de sayfalar su gibi akıp gitti.Yazarımızın kalemi güçlü ve yalın.Okurunu yormuyor,muazzam betimlemeleriyle esere bağlıyor. Bu eser öyle yüreğime dokundu ki,katilin kendi adaletini sağlamış olmasını hiç yadırgamadım.Cenk Komiser in bir kodamanın damarına bastığa için mesleğinden istifa etmesine tahammül edemedim.Maalesef bunu yaşayan çok Polis kardeşlerimiz var.Cüzdanı kalınlar,isteği zulmü,pisliği yapıyor bulunduğu makama güvenerek binlercesi vatan sevdalılarını mesleğinden,ekmeğinden ediyor Baskomiser Efsun,babasını kaybettigi dönemde tanışıp evlendiği psikolog eşiyle sadece altı ay evli kalır.Zaman ilerledikçe verdiği kararın yanlış olduğunun farkına varıp ayrılır.Simdi otuz altı yaşında,güçlü,ayakları yere sağlam basan kendinden emin duruşu,sorgulayan bakışları ile disiplinli,tuttuğunu koparan haliyle emniyetin gözbebeğidir. Başkomiser Efsun,aldıkları ihbar üzerine ekibiyle birlikte gittikleri evde bir genç kızın cesediyle karşılaşır.Genc kadının katili olarak eşi tutuklansa da Efsun un içi rahat değildir çünkü yerine oturmayan taşlar mevcuttur.Aldıkları son ihbar ile olay başka yöne gider ve derinlemesine bir araştırmaya girer ve kendisine yardım edecek en iyi kişi çocukluk arkadaşı Cenk tir. Cenk,istifa ettim diyerek önce yardıma yanaşmaz ama Efsun,Cenk i ikna eder.Efsun un ekibiyle birlikte Cenk gücünü birleştirir ve olaylar birbir gün yüzüne çıkar.. Rıza nın Elif ile bakimevine gitmesi,Vedat ın “annemi hastaneye
Kuzgun YeminiKamuran Elagöz · Edebiyatist Yayınevi · 202621 okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
9/10
·384 syf.·
2026 18. kitabı
Nazan Bekiroğlu, bildiğimiz Hz. Âdem ve Havva kıssasını alıp, onu adeta şiirsel bir ney sesi gibi, modern bir mesnevi üslubuyla ruhumuza üflüyor. Ama bunu yaparken sadece tarihsel ya da dini bir anlatı sunmuyor; insan olmanın o ezeli çelişkisini —bir yanımızın göklere ait kutsal bir ruh, diğer yanımızın ise toprağa ve çamura ait o ağır noksanlık olduğunu— fısıldıyor bize. Hikâye, henüz hiçbir kelimenin var olmadığı, mutlak bir sessizliğin hüküm sürdüğü o saf varoluşla başlıyor. Âdem yaratılıyor; meleklerden farklı olarak içine hem ışık hem gölge, hem iyilik hem de o insanı hırpalayan irade yerleştiriliyor. Derken o derin yalnızlığın içinden Havva doğuyor. Kitapta öyle zarif bir tasvir var ki: "Ne fazlaysa Âdem'de, Havva'da o eksikti. Ayrı ayrı da güzellerdi fakat bir araya gelince bir başka güzellerdi." İşte o an, kalbin tamamlandığı, o dingin huzurun zirve yaptığı andır. Fakat o bilinen yasak meyve ve ilk hata gerçekleştiğinde, dünya sürgünü başlıyor. İşte burası benim ruhumu en çok sarsan, o sakin ve kalabalık ruhlardan uzak durmak isteyen yanımı derinden yakalayan yer. Cennetten o sert, acı dünyaya düşerken yanlarına taşımak için sadece üç şey seçiyorlar: Kelimeler, Annelik Duygusu ve Aşk. Kelimeleri Âdem sırtlanıyor, anneliği Havva kalbinde taşıyor. Ama aşk o kadar ağır, o kadar muazzam bir yük ki, ne tek başına bir kadının ne de bir erkeğin zembili bunu kaldırmaya yetmiyor; yükü yarı yarıya bölüşüp öyle düşüyorlar bu fani dünyaya. Dünyaya adım attıklarında ise o saf sessizlik yerini hayatın karmaşasına, sınavlara ve ardından gelen Habil ile Kabil'in hikâyesine bırakıyor. Kabil’in içindeki o kıskançlık cehennemini, Habil’in duru masumiyetini ve bir babanın evlatları arasındaki o çaresiz çırpınışını okurken, bugünkü dünyanın acılarını, haksızlıklarını ve kaosunu
Lâ: Sonsuzluk HecesiNazan Bekiroğlu · Timaş Yayınları · 202114,6bin okunma
10/10
·864 syf.··
2026 97. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 26 Haziran 2026 14:37
Selamlar. Kitaplığımda ki okumadığım kitapları bitirmek adına başladığım serüvende bugün ki eşlikçimle geldim. Baştan söyleyeyim acayip minnoş bir yazarı var. Ara ara kitapla ve karakterlerle alakalı dedikodu yapmak bana çok iyi geldi. Gelelim konumuza! Asude bir mağazada satış görevlisi olarak çalışıyor. Aslında kendisi veterinerlik mezunu ama malum ülkemizde üniversite bitirmek yeterli bir kaide sayılmıyor artık. Ancak o halinden memnun. Çünkü annesi ve babasıyla Çanakkale'de azıcık aşım kaygısız başım, sağlıklı ve mutlu bir hayatı var. Ta ki babasının son dönem ki durgunluğuna kadar. Bu durgunluğun sebebini öğrendiklerinde ortalık baya karışıyor. Babası amcası için kefil olmuş ve borçlar almış başını gitmiş. Yılların emeği ile alınmış evde tehlikede. Asude iş yerinde arkadaşına bu durumu anlatırken çarşıda birkaç kez gördüğü o adam da bunları duymuştu. Savaş evlenmek istemiyor ama babaannesinin de dayatmalarına artık dayanamıyordu. Asude'ye bir teklifte bulundu. Kaçınılmaz ve bayıldığım o klişe ortaya girdi. Anlaşmalı evlilik! Kitapta resmen Asude ve iç sesleri beni krize soktu. Asude'nin halasından ve amcasından ivedilikle nefret ettim. Tamam. Maalesef her ailede böyle akrabalar vardır ama bunlar çok ekstraydı ya! Melike hepimizin aradığı ama çoğumuzun bulamadığı o mantık tarafımızın konuştuğu arkadaştı. Ben bu kızdan razıyım. Savaş ile alakalı kararı mı sayfalar ilerledikçe şekillendi diyebilirim. Çünkü başlarda evlenmek için daha doğrusu evlenmemek için kurduğu sebepler bana pek mantıklı gelmemişti.Ancak ileriki sayfalarda ailesine karıştıkça ve anne - baba durumunu öğrenince bir taşlar yerine oturdu. Çünkü kitabın başından beri Savaş Ali'nin anne ve babası ile alakalı bir bilinmez vardı. Ayrıca Sinop'a yani savaşın ailesinin yanına gittiklerinden sonra kitapta
1000Kitap
GönülçelenOrenda · Lapis Kitap · 202620 okunma
Düşünceler
8/10
·328 syf.··
Beğendi
·
2026 1. kitabı
Açıkçası alırken ve başlarken çok isteyerek ve çok heyecanlanarak başladım. Bitirmem de ne yazık ki uzun zamanımı aldı ama nihayet bitti :) hepimizin bir günde rahatlıkla bitirebildiği kitaplar vardır. Bu öyle bir kitap değil. İçeriği naif konusu sakin etkisi bir sonbahar gününde hafif ruzgarin estigi balkonunda ne mutlu ne mutsuz notr şekilde oturduğunda verdiği etkiyi veriyor. Beğenmedim diyemem ama bayılmadım. Sonunun da zayıf kaldığını düşünüyorum.
Seul'de Bir Mektup DükkânıBaek Seung Yeon · Artemis Yayınları · 202564 okunma
Puan vermedi·120 syf.··
Beğendi
·
2026 29. kitabı
·
21 günde okudu
·
Okunma: 25 Haziran 2026 23:17
​Bu kitap, benim Sándor Márai ile tanışma kitabım oldu. Bu tanışma, çok güçlü bir edebi dostluğun başlangıcı olacak. Mutluyum böyle bir kalemi keşfettiğim için. Márai, 20. yüzyıl Avrupa edebiyatının çok hüzünlü, aristokrat ve ne yazık ki kıymeti biraz geç anlaşılmış kalemi. Kitabın konusuna geçmeden önce yine tabiki mesleki deformasyon ile mekân benim için çok önemli bir noktada durdu. Kitaptan bahsederken mekânı es geçmek imkânsız, çünkü buradaki şato sadece bir arka plan değil; adeta romanın üçüncü başkarakteri! ​Olaylar, Karpatlar'ın eteklerinde, dış dünyadan tamamen soyutlanmış, kırk bir yıldır kapıları mühürlü duran devasa, kasvetli bir şatoda geçiyor. Yıllar sonra gerçekleşecek o büyük buluşma için şatonun salonları temizleniyor, mumlar yakılıyor ve zaman sanki 41 yıl öncesine geri sarıyor. Márai, o eski Avusturya-Macaristan İmparatorluğu'nun aristokratik, ağır ve melankolik havasını mekânın kokusuna, mobilyaların tozuna kadar öyle bir sindirmiş ki.. Kitabı okurken kendinizi o loş salonda, şöminenin başında, çıtırtıları dinleyerek iki yaşlı adamın tam ortasında otururken buluyorsunuz. O karanlık ve boğucu mekân hissi, karakterlerin ruhsal sıkışmışlığını o kadar iyi yansıtıyor ki hayran kaldım. Gelelim hikayeye.. Konu aslında çok yalın. Çocukluktan beri yedikleri içtikleri ayrı gitmeyen, kardeşten öte iki dost: Henrik ve Konrad. Biri ne kadar mülkiyete, kalelere, toprağa bağlıysa; diğeri o kadar sanata, müziğe ve aidiyetsizliğe ait. Sonra araya giren trajik bir olay (ve bir kadın) yüzünden kopan 41 yıllık bir bağ. ​Ve bir gece, Konrad ansızın geri dönüyor. Karşılıklı oturuyorlar. Mumlar yakılıyor. Sabaha kadar sürecek o devasa hesaplaşma başlıyor. Aslında buna bir karşılıklı konuşma demek haksızlık olur; bu daha çok Henrik’in 41 yıl boyunca ilmek ilmek
Mumlar Sonuna Kadar YanarSándor Márai · Yapı Kredi Yayınları · 20246,7bin okunma