Soytarı ne anlar ki aşktan...
Zaten işi gücü oyun, komiklik, yalan dolan.
Karşısındaki hüzünlendikçe o daha çok zıplar,
Daha tuhaf sesler çıkarır, saçmalar.
Sanır ki o iki çift gözün parlaması,
Sadece sahnenin ışıklarındandır.
Işıklar söner, her yer sessizliğe gömülür.
Makyajı akar, geriye yorgun bir çehre kalır.
O şen şakrak adamdan eser yoktur artık.
Gece odasında tek başına otururken,
Kimse bilmez o sessizliğin neden bu kadar ağır olduğunu.