Sarı-Özek Bozkırı'nın Boranlı tren istasyonunda çalışan Kazangap'ın ölümünden sonra Yedigey'in kadim dostu Kazangap'ı gömmek için çıktığı yolu anlatıyor. Kitabın ilk bölümlerinde başlayan bu macera kitabın sonuna kadar sürüyor, kitabın "Gün Olur Asra Bedel" adını almasına sebep olan şey de budur. Tabii ki 413 sayfa boyunca sadece cenazeye götürdükleri yoldan bahsedilmiyor. Cenaze Ana-Beyit mezarlığına götürülürken bir yandan Yedigey'in geçmişindeki olayları okuyor bir yandan da "Demiurg" uzay araştırmaları programıyla keşfedilen Orman Göğsü gezegeniyle ilgili de yazılar okuyoruz.
Kitap bazı bölümlerinde beni içine çekmese de birkaç bölüm sonra akıcı ve güzel bir hâl almaya başladı. Bundan önce yazarın "Cengizhan'a Küsen Bulut" adlı kitabını okuyarak maalesef okuma sırası yanlışına düştüğüm için Yedigey'in anılarında anlattığı Abutalip Kuttubayev'i hemen tanıdım. Geleneklerine ve verdiği sözlere bağlı olduğu için Yedigey'i sevmiştim ama yakın dostu Abutalip öldükten sonra onun eşi olan Zarife'ye karşı sevgi beslemesi ve Ukubala'yı duygusal olarak aldatması sonucunda karaktere karşı sevgim oldukça azaldı. Bu anısını okurken insanın en yakınlarına olan güven duygusunu sorgulattığı için sinir bozucu bir hâl alıyor.
Kitabı okumaktan pişman olmamama sebep olacak en güzel yer ise Nayman Ana efsanesiydi. Özet geçecek olursam eğer; Nayman Ana'nın oğlu Juan Juanlar tarafından bir savaş sonrası kaçırılıyor ve ardından Juan Juanların her zaman uyguladığı işkence tekniğine maruz kalıyor. Juan Juanlar ele geçirdikleri esirlerin saçlarını kazıyorlar ve kafasına deve derisini geçirip iyice sararlarmış. Bundan sonra tutsağın boynuna, başını yere sürtmesin diye, bir kütük ya da tahta kalıp bağlar, yürek parçalayan çığlıklar duyulmasın diye uzak, ıssız bir yere götürürler, elleri