Okuması oldukça kolay ve samimi bir kitap. herhangi bir dram, gösterişli bir acı/yas barındırmadan yavaş yavaş alıştırıyor sizi olacak şeye. Görebiliyorsunuz yani gelmekte olanı ama bunu zaten saklamıyor, kardeşinin bir noktada intihar edeceğini biliyoruz. Bunu bilerek onu anlamaya çalışıyor, geride kalanın karışık duyguları içerisinde bir geçmişe bir bugüne gidiyoruz.
Neden bazı insanlar yaşama digerlerinden daha bağlıdır, neden bazı insanlar kökleri olmadan, ayaklarını sağlam basamadan rüzgarla savrulur gider, neden bir anlam bulamaz ya da yaratamaz bu hayatta ve geri kalanları neden düşünmez? Bu insanları hayata bağlamanın bir yolu yok mudur?
Sadece var olmanın güzelliğini neden fark edemez bu insanlar ve onlara bu zevkleri bu duyguları yaşatmanın bir yolu yok mudur?
Bu insanlar her an her yerde içimizdeyken, hatta en yakınımızken bile neden tespit edemeyiz, anlayamayız onları, hatta neden yanlış yorumlarız genelde? Onları hayata daha bağlı, daha güçlü kişiler sanarız?
Tatlı tatlı, hafif bir felsefe ve anlama çabasıyla başından beri bunları sorguluyor bu kitap, altını çizecek size soru sorduracak birçok yeri var.
Okuması keyifliydi, beni üzmedi ama düşündürdü.
Tabii böyle bir şey yaşamış insanlar için ağır travmatik olabilir.