Hiçbir şey yapamıyorsak eğer, hiçbir şey yapmamaya ihtiyacımız vardır muhtemelen. Her insanın hiçbir şey yapmayacak vakte de ihtiyacı vardır. Yani hiçbir şey yapmamak, bize öğretildiği gibi vakit israfi değildir.
Çam ağacına işaret bırakan Taptuk'un, dokuz çentik atılmış kayın ağacına yemin edenlerin dediği gibi, "Bu dünyaya gelen herkesin, bir uyandırılma yolu vardı." Kimini Hızır, kimini uçan kuş, kimini yerden biten ot, kimini açan çiçek, kimini akan su, kimini dilsiz taş... Kimini ise Aşk uyandırırdı....
"İnsan, gözleri bağlı halde, karmakarışık yollardan ilerlemek zorunda olan bir ölümlüdür. Basat görevi, bedeninin derinlerinde bir yere hapsolmus asıl varlığını bulup özgürleştirmektir. Bunu, ancak kendisini incitmeden yaparsa, sınavı geçebilir."
Yaşam durmadan çözülüp bağlanan, dağılıp toparlanan, bununla birlikte aynı biçimden, kalıptan, karşılıklı konum düzeninden bir ikinci kez geçmeyen bir gidişse, anılarımızı pehpehleyelim, anlatalım, kullanalım canımız istiyorsa; ama onlardan koltuk değnekleri çatmayalım kendimize.