Eskiliği, suskunluğu ve sanki onca zaman saklanmışlığıyla orada duruyordu. Bir an, onu kullanmak gibi bir niyetim bile yoktu aslında. Ama parmak uçlarım ona dokunduğu anda, yıllar avuç içlerime döküldü.
Bir kalemden daha fazlasıydı bu; bir ömür taşıyordu. Ama ömrü taşırken kendini de yormuştu belli ki. İçindeki mürekkep; sıradan harfler değil, kırk yaş kadar birikmiş hatıralardı.