Yaşar Kemal’in İnce Memed’i, bir çocuğun dağlara kaçışıyla başlayıp bir halkın boynundan zinciri çözen büyük bir direnişe dönüşür. Memed, yalnızca Abdi Ağa’dan kaçan bir genç değildir; o, yıllardır içlerine suskunluk gibi çökmüş korkuyu sırtlayıp dağlara taşıyan bir cesarettir. O kaçtıkça, köylülerin gözlerinde bir ışık yanar. Kiminin duası olur, kiminin içinden geçirdiği son umut. Çünkü o, korkunun sıradanlaştığı bir düzende “Artık yeter!” diyebilen tek kişidir. Adı her taşta, her ezilmiş otun altında yankılanır. Ve evet, tek kelimeyle efsaneydi.
Ama bir insanı efsane yapan, sadece kendisi değildir. Hatçe’nin susmayan gözleri, Hürü Ana’nın içine akıttığı yıllar, köylülerin hem korkup hem sarıldığı hayaller… Hepsi Memed’i, bir bedenden çıkarıp bir inanca dönüştürür. O artık bir dağın yamacında yaşayan biri değil, her zulümde akla düşen ilk ihtimaldir: “Ya Memed yine çıkarsa dağdan…” Çünkü bazı insanlar bir ömür değil, bir halkın dili kadar yaşar. Ve İnce Memed, o dilde susmayan bir cümleydi.