Hayat bir yolculuk, düşünce ise güzergahtır. Güzergah kalmayınca durulur. Hedef kaybolunca, güç tükenir. Kaderin gizemli bir takdir yetkisi vardır. Değneğiyle manevi varlığımıza bile dokunabilir. Umutsuzluk, ruhun çöküşüdür. Bunu sadece çok büyük zekalar direnebilir. Bu bile şüphelidir.
Bu ölüm, sağ kalan için tam bir yıkım oldu. Yabaniydi, vahşi oldu. Issızlık etrafını sardı. Bu yalıtılmışlık değil boşluk hissiydi. İki kişiyken yaşamı sürdürmek mümkündür. Yalnız kalınca yola devam edilemeyeceği sanılır. Hayat sürdürmekten vazgeçilir. Bu umutsuzluğun ilk halidir. Daha sonra, kimi kabullenmenin zorunlu olduğu anlaşılır. Ölüme bakılır, yaşama bakılır ve duruma razı olunur. Ama bu ıstırap veren bir rızadır.