Kendi hayatlarındaki acı eksikliğini, dünya üzerinde olan ancak kesinlikle 2002'de yaşamayan, miladi takvimi yüz yıl geriden takip eden insanların gözyaşlarıyla, kanlarıyla doldurmaya çalışıyorlar. Avrupa adındaki kıtanın sanatçılarının, şu önünüzde duran hamburger ve Coca Cola'yla mücadelesinin tek yolu eski kolonilerinin destekleyicileri olarak yanlarında durduklarını gösteren eserler yaratmak. Bu bir pazar payı savaşı. Ya Amerikan gibi güç ve parayla payını yükselteceksin ya da Avrupa gibi kültürel ve insani yollar deneyeceksin. "Sizi anlıyorum" demek isteyen filmler çekeceksin. "Geri kalmışlığınızı düzeltmenin yolları bize benzemekten geçer" diyen kitaplar yazacaksın. En azından Amerika'da bir ayının dürüstlüğü var.
Ceza, yaşıyormuş taklidi yapmaya mahkum olmaktır. Bir insanın tanıyabileceği en şiddetli acının kaynağıdır. Müebbet hayat mahkumiyeti. Tek kaçışı ölüm olan bir hapishane.
Hayat, tren raylarına benzeyen iki paralel çizginin arasında ilerler. Bu çizgilerden biri en alt, diğeri en üst hayat kalitesini belirler. Çoğu insan bu çizgilerden yaklaşamadan ölür. Yaklaşanlar ise çizgiden ayılmaz, çünkü mıknatıs gibidir.