Havvanur Özden

Havvanur Özden
@ozdenhavva
Kaderimize yazdığına razıyız Rabbim! Bizim aleyhimize yazdıklarına demiyorum ey Allah'ım, lehimize yazdığın bu musibetlere razıyız!
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
"Allah' ım, bize Yahudiler üzerinde kara bir gün göster" duasını işittim. Bu duayı yirmi seneden uzun bir süre tekrarladık. Ta ki 7 Ekim geldi. Allah 7 Ekim'de öyle dehşetli bir gün yaşattı ki Yahudiler buna'kara cumartesi' adını verdiler. Sözün özü; biz dua etmekle sorumluyuz, duamıza cevap verilmesiyle değil. Allah'ın, istediğin şeyi vermemesi de bir imtihandır. "Yoksa insan her temenni ettiği şeye sahip mi olacaktır?" Sahabelerin Mekke'de çektikleri işkenceleri ve zalimlere nasıl beddua ettiklerini hatırla. Şiddetli ve uzun süre devam eden bir işkence var. Buna rağmen Allah, mühlet veriyor. Fakat ihmal etmiyor. Dua ettiğin hâlde istediğine kavuşamamanın; buna rağmen tüm gayretinle duaya devam etmenin en çetin imtihan olduğunu gördüm. Bil ki bu, kuvvetli bir sabır ve tahammül gerektirir. Allah'a dua ettikten sonra, vereceği cevabın senin istediğin gibi olmadığını görebilirsin. Ama işlerin Allah'ın dilediği gibi olduğu kesindir. Unutma ki İbrahim aleyhisselâmın "Rabbimiz! İçlerinden onlara bir peygamber gönder" duası ile bu duanın kabulü arasında yaklaşık beş bin sene vardır. Allah'a dua edip de kabul olduğunu görmeyince "Dua ettim ama kabul edilmedi" deme. Onun yerine "Dua ettim ama benim isteğim üzere değil, Allah'ın muradı üzere kabul edildi" de. Zira Allah'ın duana vereceği karşılık, isteğinin gerçekleşmemesi de olabilir. Allah istediğin şeyi senden alıkoyarak da duanı kabul etmiş olabilir. Allah'ın duana vereceği cevap dünya hayatında değil de ahirette seni bekliyor olabilir. Neden biliyor musun? Çünkü hikmet sahibi Allah ile ilişkimiz, isteklerimiz üzere kurulu değildir. Ve Allah sana, kendi nefsinden bile daha merhametlidir.
... Batılılar'ın sık sık söylediği " Ortadoğu bataklığı" gibi bir ibareyi de tekrarlıyoruz. Ortadoğu'nun "kan, gözyaşı ve savaş" coğrafyası olarak sunulmasını da itirazsız kabul ediyoruz. Oysa bunu söyleyenler zaten bu coğrafyayı o hale getirenler.. Ayrıca eğer kan ve savaştan bahsediyorsak Batı dünyanıj en kanlı savaşlarını yapmış bir bölge...
..."boş vakit " kişiye "müsade edilen" vakitmiş. Bu kelimenin ortaya çıktığı dönem, zaman ve mekan kavramlarının ayrıştığı dönemdir, yani Rönesans'ın filizlenme çağıdır. Bu kelime asıl sanayi devrimiyle modern anlamını kazanmıştır. Çünkü herkesin belirlenen saatler içinde çalışmasına " dolu vakit", bunun haricinde kalan zamana da "boş vakit" denmiştir. "Boş vakit" modern Batı medeniyetine uyar, fakat bizim medeniyet telakkimize uymaz. Çünkü müminin her yaptığını Allah için yapması beklendiğinden "boş" veya "serbest" diye adlandırılacak bir zaman dilimi de yoktur. Müslümanın dinlenirken de, çalışırken de vakti değerlidir,doludur, anlamlıdır. İslam'da boş zaman yoktur, çünkü zaman da Allah'ın kullarına bahşettiği bir nimettir.
Hayatının " Sina Çölü" neresi? Senin "Haliç zincirlerin" neler? Hakikaten senin İsmail'in kim? Nedir vazgeçemediğin, korktuğun? İki yol var önünde: Ya "saycılar" kervanına katılıp "Şartlarım kötü, ailem destek olmadı, torpilim yoktu ama korkuyorum, vazgeçemiyorum" diyerek mazeretleri konforlu ama karanlık kuyusunda yaşlanacaksın. Ya da "rağmenciler" ordusuna katılıp acıya, zorluğa, yalnızlığa ve imkansızlıklara "rağmen", içindeki o ilahi nefesi üfleyip kendi ateşini yakacaksın. Unutma, Allah tembellerin değil, gayret edenlerin yardımcısıdır. Ve zafer "keşke" diyenlerin değil, "rağmen" diyenlerindir.