Özden aydın

Özden aydın
@ozdenydn
“Yaşayanların ölü olduğuna ve ölülerin yaşadığına inanırım”
80 okur puanı
Temmuz 2021 tarihinde katıldı
Leonardo’nun Yahuda’sı | Leo Perutz
Puan vermedi·176 syf.··
2024 24. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 05 Kasım 2024 00:29
Beni şaşırtan ve başımı döndüren bir kitap. O kadar o kadar sevdim ki her şeyini unutup tekrar okumak isterim:) • Leonardo Da Vinci Son akşam yemeği resmini Santa Maria Delle Grazie manastarının duvarına yapmaya başlamıştır. Tablodaki tüm yüzleri Milano sokaklarında günlerce arayarak bulur ancak Yahuda’yı nasıl resmedeceğini bilemez.Bu sebeple resmi yapması sekteye uğrar. Resmedeceği kişi öyle biri olmalı ki hırsı, kötülüğü ve kibri Yahuda gibi olmalı. Bu nedenle çevresine yönelik algıları da açıktır.Yahuda olabilecek birini bulursa Yahuda’yı onun gibi resmedecektir. • Bir yanda Leonardo Yahuda’yı kim gibi resmedeceğini düşünedursun. Biz şehre gelen tüccar Behaim’den bahsedelim. Behaim Milanoda Bocetta adında birini aradığını ondan alacağı olduğunu söyler. Ancak parasını Bocetta’dan almak pek de kolay olmayacaktır.Behaim, hem Bocetta denen tefeciyi aramakta hem de Niccola adında bir kıza aşık olmuştur. Olaylar sarmalı başlasın. :) Bundan sonraki kısmı yazmıyorum çünkü kitabın şaşırtıcı ve müthiş kurgusundan en keyif alındığı bölümler. • Kitaptaki rivayete göre “İyi ve kötünün yüzü aynıdır. Her şey insanın önüne ne zaman çıkacaklarına bağlıdır.” der. Kitaba dair bir çok yorumda kitaptaki hikayenin bu rivayetten farklı olduğu söylenmiş. Bana göre bu yanlış çünkü kitap bu rivayetten o kadar da farklı değil. Bana göre sebebi ise; Boheim’i Milano’ya geldiği ilk başlarda kötü atfedilen Bocetta’dan parasını almaya çalışan madur biri olarak tanırız. Ona arkadaşları tarafından parasını tahsil etmesinin zor olacağı Bocetta’ya parasını kaptıran kimsenin bu zamana kadar geri alamadığı söylenir. Buna hırslanan ve Bocetta’ya dair öğrendiklerinden sonra hin bir oyunla parasını Bocetta’dan tahsil etmesi onu madur durumdam çıkarıp kötü bir insana dönüştürmüştür. Böylece iyi ve kötünün
Leonardo'nun Yahuda'sıLeo Perutz · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20183,045 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Kabil | Jose Saramago
Puan vermedi·144 syf.··
2024 21. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 20 Ekim 2024 22:56
Kabil kitabı Saramago’nun ölümünden bir yıl önce yayımlanan son kitabı. Yazar bu kitabına kadar eserlerindeki karakterlere isim vermemiş. Ancak Kabil’de kalıplarının çokça dışına çıkarak karakterlerine isim vermiş. Yine noktalama işaretlerinin olmaması kitabın içine hızla dalmanızı ve satırları pürdikkat okumanızı sağlıyor. • Kitap Tanrının Adem ve Havva’yı yaratmasıyla başlıyor. Cennette bulunan bütün hayvanlarla birlikte olan insan bir türlü kendisini ifade edecek sesi çıkaramamış ve tanrıyı eserinden utandırmıştır. Tanrı hiddetlenir ve ilk insan olan Adem ve Havva’yı baş başa bırakır. Habil ve Kabil dünyaya gelir. Habil ve Kabil Tanrı’ya kurbanlar verir ancak Habil’in kurbanları Tanrının gözünde daha değerli görünür. Habil bunu fark eder ve kendini kardeşinden üstün görür. Kabil bu duruma çok takılır ve öfkesinden Tanrıyı öldüremeyeceği için Habil’i öldürür. Bunun elbette ki bir cezası olacaktır. Efendi onu cezalandırır ve yolculuğu böylece başlar. • Kabil ‘in cezası ömrü boyunca kimse ona zarar vermeden yeryüzünde dolaşmasıdır. Yaptığı yolculuk aslında bir zaman yolculuğudur. Yolculuğu sırasında Eyüp peygamber ve Nuh peygamber dönemlerine rastlar. Bu dolaşma sırasında karşımıza bir çok mit karakteri de çıkıyor. Yolculuğunda Kabil Tanrıyla da yüzleşir. Yeryüzündeki ilk katil olarak başladığı yolculuğunda Kabil Tanrıyla tartışmaya girer. Sonunda ise kitap şöyle bitiyor; “Tanrının verdiği cevap duyulmadı, akabinde Kabil’in söyledikleri de, birbirleriyle defalarca tartıştıklarını söylemek son derece mantıklı olur, kesin olarak bilinen ise tartışmaya devam ettikleri ve hala da tartışmakta olduklarıdır. Hikaye burada bitti, anlatacak başka bir şey olmayacak.” Alıntılar; * “Sen bizim o meyveyi yememizi istemiyormuşsun çünkü gözlerimiz açılırmış ve aynen senin gibi biz de
KabilJosé Saramago · Kırmızı Kedi Yayınevi · 202314,2bin okunma
Melek Sustu | Heinrich Böll
8/10
·184 syf.··
2026 2. kitabı
Sinema izler gibi okudum bu kitabı. Özellikle Hans ve Regina’nın birlikte yaşadığı odadaki anlatımlar kesinlikle bir filme yakışır şekildeydi. Ayrı bir yeri var bende Böll’ ün kitaplarının. Hangisini okusam önceliği her zaman insan oluşunun hissiyatını derinden hissediyorum. Melek Sustu kitabı da böyle oldu benim için. Savaşın, çaresizliğin, kötü şartların insan ruhunda bıraktığı acıların bir hafızası gibi. • Melek sustu savaş sonrası Almanya’da insanların hayata tutunma çabalarını anlatıyor. Savaş sonrasında verilen mücadele de gerçek bir savaştır aslında. Açlığa, barınmaya, paraya karşı verilen savaş… Dürüstlük, güven, dostluk, sevgi ve aşk gibi duygular insana yabancıdır artık. • Hans bir asker kaçağıdır. ölüm cezasına çarptırılır. Katip olan Wili, Hans tutsakken ona yaşayıp yaşamak istemediğini sorar. Aslında Wili tercihini çoktan yapmıştır. Barış sonrası hayatında savaştan farklı olmayacağını düşündüğünden ölümü seçer. Bunu da, yaşamak isteyen bir insanı kurtararak yapar. Hans ‘ın yaşamak istediğini söylemesi üzerine Hans’ın kıyafetleri ni giyer ve onun yerine geçer. Hans kurtulmuş ancak Wili kurşuna dizilmiştir.  • Hans yaşadığı şehre dönmüştür ancak yıllarca savaşta sahte kimlik kullandığı için gerçek ismini unutmuştur. Kendi, kendisine de bir yabancıdır aslında. Regina ile tanışır. O da savaşta bebeğini kaybetmiştir. Hans kendine barınacak bir yer arar, Regina’ın evine sığınır. Regina yalnızlığından ve acısından Hans’ın evine girmesine, onunla yaşamasına ses çıkarmaz.Hatta onunla her gün bir parça ekmeğini de paylaşır.Zamanla birbirlerine karşı hissettikleri sorumluluk bir sevgi ve bağlılığa dönüşür. İnsani duyguların insana yabancılaştığı bir ortamda Hans ve Regina’nın duydukları sevgiyi bir mucize gibi hissettiriyor Böll.  • Kitabın sonunda melek gibi bir
Melek SustuHeinrich Böll · Can Yayınları · 202461 okunma
Yalnız Kadınlar Aradında | Cesare Pavese
10/10
·128 syf.··
2026 7. kitabı
İnsanların hikayelerinin bir şehirle birleşmesi ve o şehrin ruhunu, okuyarak hissetmek ayrı bir tat veriyor. Bazen okurken o şehre gitmiş kadar oluyorum ya da oraya gidip görme isteği uyanıyor içimde. YKA kitabı da böyle oldu benim için. • Pavese Torino’lu bir yazar. Kitabımızda baş karakteri Clelia’nın Torino’ya döndükten sonraki yaşamını okuyoruz. Clelia savaş döneminde Torino’dan ayrılmış Roma’ya yerleşmiş. Savaş bittikten sonra Torino’ya döner. Burada bir mağaza açmak istemektedir. Kendisi değişmiştir. Tabi Torino’da değişmiştir. “Ama bunlar artık ne kim olduklarını ne de ne istediklerini biliyorlar. Eğlenmiyorlar bile. Sohbet etmesini bilmiyorlar, bağırıyorlar. İhtiyarların kötü alışkanlıklarına sahipler ama deneyimlerine değil…” • Clelia Roma plajlarında tanıdığı Morelli ile yeni Torino’yu tanımaya çalışır ve Morelli ile bir grup gencin arasına karışır. (Hepsi yalnızdır. arayış içinde ve umutsuzdur da.)Bir yandan da insanlardan uzak durma isteği vardır. Bir otelde kalır. Otelde kaldığı süre içerisinde kendiyle geçirdiği ve ilgilendiği anları çok sevdim. Bu kısımlarda Clelia’nın karakteri daha iyi anlaşılıyor. Hayata bakışı grubun içinde bulunan diğer kadınlara göre daha farklıdır. Erkeklere karşı da mesafelidir. Bunu daha çok kendine olan güveni ile yorumladım. Bir erkeğin varlığını kabullenir ancak belli sınırları da aşmaz. Bu açıdan da bence Clelia güçlü ve özgürlüğüne tutkun bir karakter. • Kitapta belli bir olay örgüsü bulunmuyor. Clelia ve onun içine karıştığı arkadaş grubu, hayata bakışlarını, değer yargılarını, aile kurma ve çocuk sahibi olmaya yönelik düşüncelerini birbirleriyle paylaşıyorlar. Özellikle geceleri bir heyecan,coşku, mutluluk arayışı içinde amaçsızca oradan oraya gidiyorlar. “Bir kadın çocuk yapınca, artık kendisi olmaz. Birçok şeyi kabul
Yalnız Kadınlar ArasındaCesare Pavese · YKY Yapı Kredi Yayınları · 20222,334 okunma
Dublinliler | James Joyce
Puan vermedi·232 syf.··
2024 17. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 01 Ekim 2024 20:11
Öykü kitabı deyip geçmemek lazım. Okuması kolay olur, ayrıntıya boğmaz, yaşanan bir andan yola çıkarak yazılan bir tür diye düşünenler vardır. Fakat Dublinliler tam olarak öyle kolay bir öykü kitabı değil. Zor bir öykü kitabı. Hatta demişler ki Dublinliler için ‘Acı bir kitap!’ Tam olarak böyle. • Kitabımız On beş hikayeden oluşuyor. Hikayelerin her birinin farklı karakerleri var. Bu karakterlerin benzer tarafı Dublin’de yaşıyor olmaları ve o şehirden kaçma istekleri… çünkü karakterler Dublin şehrinden ve yaşadıkları hayattan memnun değiller. Bu memnuniyetsizlik, Dublin sokaklarının keşmekeşliği, kırık dökük evler, soğuk-çamurlu Dublin sokaklarının betimlemeleri, anlatılan rahipler ve mekanların motifleri; insanların yaşadığı acılar, arayış ve boşluk hisleri ile bütünleşiyor. Bunu bize kitapta çok iyi hissettiren bir kelime var ‘kahverengi’ Yazar şehrin insanlar üzerinde bıraktığı hüzün ve kasveti okuyucuya hissettirebilmek için öykülerinde kahverengi kelimesini birçok yerde kullanmış. Benimde en sevdiğim öykü olan Araby öyküsünde de ‘kahverengi’ bir kaç yerde geçiyor. Bunun gibi küçük ayrıntılarla bezenmiş edebi bir eser Dublinliler. Böyle olunca bir şehir üzerinden insan hikayeleri okumanın tadına gerçekten vardım. • Hüzün ve kasvet demiştik. İnsanlar üzerindeki bu durumda 20.yy da İrlanda’da yayılmaya başlayan milliyetçilik akımının etkisi olduğu söyleniyor. James Joyce İrlanda milliyetçiliğini sevmediği için o dönemde bireysel istekleri ile toplum beklentileri arasında sıkışıp kalmış insanları okuyucuya çok iyi anlatmış. Tıpkı ‘Sanatçının bir genç adam olarak portresi’ kitabında olduğu gibi burada da dinin toplum üzerindeki etkilerini görebiliyoruz. James Joyce Dublinliler
DublinlilerJames Joyce · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20242,990 okunma