•‘Gece yarısından sonra zamanın kendine özgü bir akışı vardır. Ona karşı koyamazsın.’•
Karanlıktan Sonra: gece insanlarının romanı.
Sokakların karanlık yüzü, kesişen hayatlar, diyalog gibi görünen monologların barındırdığı hayatı anlama çabaları..
Geceyi dışarda geçirmek isteyen 24 saat açık bir restoranda kitap okuyan Mari, iki aydır uyanmak istemeyen kardeşi Eri, küçük yaşta öksüz kalmış trombon çalan bir genç Takahaşi, ‘Alphaville’ adlı bir aşk otelinde yöneticilik yapan Kaoru, ‘sıradan görünen kişiler, en tehlikeli olanlarıdır’ cümlesinin vücut bulmuş hali, idealize beyaz yakalı Şirakava.
Gecenin karanlığı karakterlerin karanlık geçmişlerini, sırlarını ve ustaca gizlemeye çalıştıkları taraflarını örtmek için yeterli olacak mı?
Müzik grubuyla yaptığı provalarına ara verip Marinin oturduğu restorana gelen Takahaşi’nin teklifsiz sohbeti başlatır olay örgüsünü.
Evet bir olay örgüsü oluşu ve karakterlerin derinlemesine işlenmiş oluşu Murakami’nin daha yüzeysel ve havada kalan romanlarına kıyasla daha çok sevdirdi bana bu kitabı.
En sevdiğim kısımları varoluşsal sorgulamalar ve iç hesaplaşmaların olduğu, alıntılamaktan kendini alamadığım bölümlerdi.
En tanık olmak istediğim kısım adaletin tecelli ettiği, Şirakavanın hak ettiğini yaşadığı kısım olurdu şüphesiz.
Ama söz konusu Murakami olduğunda her şeyin netleşmemesi, kitabın sonunda bütün olayların çözüme ya da bir yere bağlanmaması durumu bu kitap için de geçerli.
Akıcı, sürükleyici ve bir çırpıda okunabilecek bir Murakami kitabıydı Karanlıktan Sonra.