Geç Kaldığım Bir Kitap, Yeniden Başladığım Bir Yazar
Puan vermedi·495 syf.··
2026 2. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 20 Nisan 2026 22:10
Ben bu kitabı nasıl bu kadar geç okudum gerçekten bilmiyorum. Şimdiye kadar okuduğum en sürükleyici kitaplardan biri oldu diyebilirim. Okudukça düşündüm, düşündükçe daha da okumak istedim. Her bölümde ayrı bir merak oluştu ve çoğu zaman “bir sayfa daha” diyerek kitabı elimden bırakamadım. Kitap, Louvre Müzesi’nde işlenen gizemli bir cinayetle başlıyor. Cinayetin ardından ortaya çıkan şifreler, Robert Langdon ve Sophie Neveu’yu hem sanat eserleri hem de gizli mesajlar üzerinden bir yolculuğa sürüklüyor. Leonardo da Vinci’nin eserlerinde saklı ipuçları, onları Kutsal Kase ile ilgili büyük bir sırrın peşine düşürüyor. Hikâye ilerledikçe hem tarih hem de dinle ilgili birçok gizemli iddia da olayların içine giriyor ve merak sürekli artıyor. Dan Brown ile ilk olarak 12–13 yaşlarındayken Melekler ve Şeytanlar kitabı sayesinde tanışmıştım. O zamanlar açıkçası kitabı anlamakta biraz zorlanmıştım ve bitirmek de kolay olmamıştı. Ama Da Vinci’nin Şifresini okuduktan sonra Dan Brown’ın tarzını çok daha iyi anladım diyebilirim. Bu yüzden Melekler ve Şeytanları tekrar okumaya karar verdim. Ayrıca bu kitabın bende bıraktığı etkiyle birlikte serinin diğer kitapları olan Kayıp Sembol, Cehennem ve Başlangıçı da okuma listeme ekledim. Da Vinci’nin Şifresi benim için sadece sürükleyici bir kitap değil, aynı zamanda yıllar önce başladığım bir yazarı yeniden keşfetmemi sağlayan özel bir deneyim oldu. Gizem ve macera seviyorsanız bence bu seriye kesinlikle bir şans vermelisiniz.
Da Vinci ŞifresiDan Brown · Altın Kitaplar · 200352,9bin okunma
10/10
·355 syf.··
Beğendi
·
2026 58. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 25 Haziran 2026 00:00
Eski polis , yeni özel dedektif Bernie Gunter’in ilk macerası. Kızı ve damadı öldürülen zengin Six için çalışmaya başlar dedektifimiz. Hem katili hem de kasalarından çalınan aile yadigarı mücevherleri aramaktır görevi. Geri planda önemli Naziler de eserde yer bulmuş kendine. Tarihler ise Almanya’da 1936 ve olimpiyat zamanı. Hem o siyasi atmosferi anlatması hem de mükemmel bir polisiye olması sebebiyle tavsiye ederim.
Mart MenekşeleriPhilip Kerr · Alfa Yayıncılık · 2014125 okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Puan vermedi·392 syf.··
Beğendi
·
2026 54. kitabı
Altı gerilim yazarı. Gizemli bir ada. Ve kimliğini kimsenin bilmediği efsanevi bir yazar: J. R. Alastor. Hayatınız boyunca kitaplarını okuduğunuz bir yazarın sizi özel adasına davet ettiğini düşünün. Böyle bir fırsatı kaçırır mıydınız? Bu altı yazar da kaçırmıyor ve kendilerini kusursuz görünen bir inzivanın içinde buluyor. Başlangıçta her şey harika: edebiyat sohbetleri, zekâ oyunları, bulmacalar ve ilham verici bir ortam... Ta ki ilk ceset ortaya çıkana kadar. O andan sonra hikâye tam anlamıyla yön değiştiriyor. Çünkü artık ortada sadece bir cinayet yok. Herkes şüpheli, herkes potansiyel kurban ve herkesin sakladığı karanlık sırlar var. Kitabın en güçlü yanı kesinlikle atmosferiydi. Issız ada hissi, dış dünyadan kopukluk ve karakterler arasındaki giderek büyüyen güvensizlik duygusu çok başarılı verilmiş. Sayfaları çevirirken siz de o adada mahsur kalmış gibi hissediyorsunuz. Karakterlerin her biri farklı katmanlara sahip. Geçmişleri ve sırları ortaya çıktıkça hikâye sadece bir "Katil kim?" gizemi olmaktan çıkıp psikolojik gerilime dönüşüyor. Ters köşeler konusunda da oldukça başarılıydı. Tam her şeyi çözdüğümü düşündüğüm anlarda yeni bir detay ortaya çıktı ve tüm teorilerim dağıldı. Peki bayıldım mı? Açıkçası hayır. Beklediğim o büyük "Vay be!" etkisini tam olarak alamadım. Ama buna rağmen merak duygusunu sürekli canlı tuttuğu, atmosferi güçlü olduğu ve beni son sayfaya kadar peşinden sürüklediği için keyifle okudum. 4/5 Kapalı alan gizemleri, ada atmosferi, bol şüpheli karakter ve zekice kurgulanmış gerilimleri seviyorsanız listenize ekleyebilirsiniz. Peki siz olsaydınız, kimliğini hiç bilmediğiniz bir yazarın davetini kabul eder miydiniz? #ÖlümeDavetlisin #AndePliego #GerilimKitapları #KitapÖnerisi #BookstagramTürkiye
Ölüme DavetlisinAnde Pliego · Juno Kitap · 202691 okunma
Kitap adı ile ilgisiz maalesef...
1/10
·128 syf.··
2026 46. kitabı
Rekin Teksoy'un muhteşem çevirisi ile Dante'nin ölümsüz eserini okuduysanız, bu kitap çok basit kaçan %80'i o kitaptan cümleler ile doldurulmuş, kalanı ise küresel değerlendirme yerine Türkiye'ye özel gereksiz yorumlar ve hepimizin bildiği şeyleri içeren, insana hiç bir şey katmayan ve maalesef kitabın adı ile hiçbir bağlantısı olmayan bir metinden ibarettir. İyi bir kitap okuyucusu ve Dante hayranı olmam ile bu olumsuz ama net doğru eleştiriyi yapmak zorundayım. Ayırdığım zaman için çok üzüldüm.
Dante Alighieri - Her Karanlık, Şafağın Tohumlarını İçinde TaşırSeda Eroğlu · Destek Yayınları · 2023136 okunma
Puan vermedi
Yanlış anlaşılmak istemem ! Ama Öz'ü ve Söz'ü bir olmayan Bir yazar/birey olduğu kanaatindeyim. Kitaplarının tamamını okumaya Niyetlenmiş olduğum dönemde Son satırlarda değineceğim Malum olay hasebiyle bundan Vazgeçmiş ama yine de kabaca da olsa eserlerine üstün körü göz atmış olduğumdan, Roman/Şiir/Hikaye türündeki eserlerinin hakkını teslim etmem gerekirse, bugün bile okunabilir olduklarını Söyleyebiliyor olsam da ( benim açımdan ) burada esas olan yazarın kitabı ya da kitapları değil, Eldeki verilere göre yazarın Hâl ve harekatları kadar tutumlarıdır. Bu kitapta açıkça Kadın kimseye satılmaz, O mal değildir deyip Bir de üzerine konferans verip Yıllar sonra da Evlenmek istediğin kadının ailesini ziyaret edip Kız isteme merasimi tertip edilirken de Dile getirmediysen, Yıllar sonra yazdığın kitapta
İnsan ve Duygular
Çakıcı'nın İlk KurşunuSabahattin Ali · Yapı Kredi Yayınları · 20249,6bin okunma
8/10
·90 syf.··
2026 60. kitabı
·
5 saatte okudu
·
Okunma: 25 Haziran 2026 20:19
Bazı insanlar ev kurar, bazı insanlar ise kitaplardan bir ev inşa eder.” Kâğıt Ev tam da bu düşüncenin etrafında dolaşan, kısa olmasına rağmen okuru uzun süre düşündüren, kitaplara ve okuma tutkusuna yazılmış zarif bir metin. Carlos María Domínguez, kitapları yalnızca okunacak nesneler olarak değil; insanın karakterini, alışkanlıklarını, yalnızlığını ve yaşam biçimini şekillendiren canlı varlıklar gibi ele alıyor. Hikâye, kitaplara duyulan tutkunun peşinden ilerlerken okuru sıra dışı insanların dünyasına davet ediyor. Her sayfada edebiyat sevgisi hissediliyor ve kitaplarla kurulan bağın ne kadar kişisel, hatta zaman zaman takıntılı bir hâle gelebileceği sorgulanıyor. Bence kitabın vermek istediği en güçlü mesaj ise şu: Kitaplar insanın hayatını zenginleştiren, ona sığınacak bir dünya sunan eşsiz hazinelerdir; ancak insan, kitapları yaşamın yerine koymaya başladığında denge bozulur. Edebiyat, hayatı anlamlandırmak için vardır; hayatın kendisinin yerine geçmek için değil. Kitap sevgisi güzeldir ama insanı gerçek dünyadan koparıyorsa, artık o sevgi bir tutku olmaktan çıkıp bir saplantıya dönüşebilir. Roman boyunca bu ince çizgi çok başarılı bir şekilde hissettiriliyor. Yazarın sade ama etkileyici anlatımı sayesinde kitap tek oturuşta bitiyor. Ancak asıl etkisini son sayfa kapandıktan sonra gösteriyor. Çünkü anlatılan olaylardan çok, onların düşündürdükleri akılda kalıyor. Kitapların insanlar üzerindeki etkisini, bir kütüphanenin aslında sahibinin ruhunu nasıl yansıttığını ve okuma alışkanlıklarımızın bizi nasıl tanımladığını sorgulamaya başlıyorsunuz. Kâğıt Ev, büyük olaylar anlatan bir roman değil; büyük fikirler düşündüren bir roman. Özellikle kitaplarla güçlü bir bağı olan herkesin kendinden bir parça bulabileceği, edebiyatın büyüsünü hissettiren özel bir eser. Son
Kâğıt EvCarlos María Domínguez · Jaguar Kitap · 202015,3bin okunma