Tarafımızdan kendileri hakkında (halis iman ve amellerinden dolayı)en güzel (olan cennet saadet)i takdir edilmiş olanlar ise o (cehennem ateşi)nden uzaklaştırılmıştır.
Enbiyâ Suresi / 101
İbni Abbas rivayet etti ki:"Cennet ehli bir anda tüm cennetlerin adeta bir güneşle aydınlanır gibi parladığını gördüklerinde hayretlere düşüp kendilerinden geçerler...Nice bir zaman sonra ayılıp da Cennet Bekçisi Rıdvan isimli meleğe koştuklarında sual ederler:'Ey kutsi bekçi,bekçilerin şahı...Cennet ehli,ikram olarak ne güneşi görecektir ne de kameri,lakin onların aydınlığı hep daim olacaktır, diye söylenmişti bizlere...Lakin az evvel peyda olan aydınlıktan murat nedir bilemedik...'
Hz.Rıdvan,hikmetlerle cevaplar: 'Gördüğünüzde haklısınız ey sadıklar,bu ne güneştir ne de kamerin ziyası...'Seyyidetünnisa Fatıma ve Ali Keremallahü Veche'nin tebessüm buyurmaları neticesinde,cennet nurlara gark olmuştur.."
Haşim'i Altınoluğun döktüğü yağmur sularının tam altında, hıçkırıklar içinde secde ederken gördüler...
"Bırak, elleme.Gönlü çok yorgun Haşim'in...Rabbiyle baş başa şu anda.Kalbinin tüm yükünden hür kalacağı birkaç altın dakikası vardır dünyada insanoğlunun,şimdi işte o altın dakikaların içindeyiz,haydi biz de duaya doğrulalım evladım..."
Hz.Fatıma,Babasından sonra o kadar çok ağlamış,o kadar çok gözyaşı dökmüştü ki...Onu dünya defterine"beş çok ağlayanlar"dan biri künyesiyle yazdırtacak kadar...
"Beş çok ağlayanlar"ın arasındaki tek kadın Hz.Fatıma Zehra idi ki;"Fatıma benden bir parçadır "buyuran Kâinatın Efendisi'nin ardından gözyaşını sel etmişti...O kadar ki eşi Emirel Müminin Hz.Ali Keremallahü Veche , ona "Beytü'l-Ahzan" adında bir ağlayış çardağı kurmuştu...