Bugün tanıdığımız dünya, bilme arzumuzun neticesidir. Ama bazı şeylerle yaşamayı bilmeliyiz. Bunlardan bir tanesi, her şeyi bilemeyeceğimizin ispati. Hiçbir zaman ölümle ilgili bir açıklama bulamayacağız.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
“Korku: Her şeyden endişe duymaya denir. O, yani korku, tam olarak bunu ister: Onun hakkında konuşulmasını ya da bunu konuşanın kendisi olmayı ve kimsenin onun üstüne bir şey söylememesini!”
- Maurice Blachot
Birinin, bir zamanlar sevdiği ve şimdi ölmüş olan birine kızmasını sağlamak zordur, hatta neredeyse imkansızdır. Kaybı nedeniyle o kişi daha da yücelir ve son olarak dokunulmaz olur, tüm kusurları göz ardı edilir.
Sevdiğimiz bir insan ölünce hayat bizim için anlamını kaybeder, olanları ifade edecek kelime bulamayız, ya kifayetsiz ya da eksik kalır. Bu kişinin sesini bir daha duymayacak olmamız ve gözlerimizin içine bakmayacak oluşu, uyandığımızda ağlayarak onun yanımızda yatmadığını görmek ve ertesi günün başladığını ama zalim gerçeğin devam ettiğini anlamak korkunçtur. Ya da Borges’in söylediği gibi: “Dünya büyüsünü kaybetti. Seni terk ettiler.”