Yıldız sarayının bir bahçıvanın yaptığı bir mukayeseye istinat ettirdiği bu fikri şöyle ifade etmiştir: "Bir elma, bir armut, bir erik ve bir meşe ağacı o şekilde dikilmişlerdir ki dalları birbirlerine dokunmaktadır. Meşe, boyu ile öteki ağaçlara hâkimdir; fakat bunlar da meşenin alçakta olan dallarına giden ziyayı ve havayı kesmektedir. O suretle ki bunlar çürümekte ve yere düşmektedir. Bir gün bu ağaçlar, her biri güneşe yükselmek için, kavgaya tutuştular. Gürültüleri ve bağırışmaları o kadar şiddet kesbetti ki, Tanrı işitti ve kendilerine şöyle hitabetti: "Niçin kavga ediyorsunuz ? Her biriniz, olmanız lâzım geldiği gibisiniz; hiçbir ağaç diğerinden daha mükemmel değildir; her ağaç bulunduğu yere lâyıktır." Balkanlarda da durum böyledir. Elma ağacı Romanya'dır. Erik ağacı Sırbistan'dır. Armut ağacı Yunanistan'dır. Bizim Türkiyemiz de meşe'dir."
Sayfa 155 - Türk Tarih Kurumu Yayınları