Almaya'da öğrencilerin birçoğu gözlüklüdür, gözleri daha şimdiden bozulmuştur. Şehirlerde yaşayan öğrencilerin büyük bir bölümünün kamburu çıkmış, göğüs bölgesi çökmüş, elleri zayıf, bacakları ince ve yüzleri solgundur. Bu halleriyle havasız kalan bitkiler gibidirler. Onları şehir dışına çıkmaya, koşmaya, atlayıp zıplamaya, çimenlerle iç içe olmaya ve derin nefes almaya zorlamalı.
Aydın olmak gösterişli bir kıyafet giymek yahut kolalı bir yaka ve modaya göre şapkayla dolaşmak değildir. Aydınlar halkın beynidir. Halk bizi eğitimimiz bittikten sonra iyi maaşlı bir işe girerek, akşamları lokantalarda oturmak veya sözde 'okuma salonlarında' kâğıt veya domino oynamak için yetiştirmedi. Bu hayatı yaşayanlar aydın değil, aydın süprüntüleridir.