“Biz Hindistan’da başka insanlar Namaste veya Namaskar diyerek selamlarız. Bu; ‘Benim içimdeki Tanrı, senin içindeki Tanrı’yı selamlıyor. Senin ve benim Bir olduğumuz yeri onurlandırıyorum’ anlamına gelir.”
Korku ve cesaret, ölüm ile yaşam gibidir; biri diğerinin arka yüzüdür adeta. Kimşnde korku öndedir, kiminde cesaret. Cesareti yaratan korku aynı zamanda da korkuya neden olan cesarettir. Biri diğerinin gölgesidir. Kör cesaret uçuruma, aşırı korku esarete götürür.
Zerdüşt ışığa yönelmiştir. Yaşam karşısında “Neden? Niçin? Nasıl? Niye?” sorularını sormayan insan sürünün bir parçası olmaya mahkumdur. Sürünün karnı tok, sırtı pek ise ne ala ama sürünün karnı aç, sırtı açıl ise işte o zaman rahatsızlıklar başlar.
Karar vermemenin aslında bir karar vermek olduğunu hatırlamalı ve kaçınma eğilimini ciddi şekilde gözden geçirmelisiniz. Eğiliminizin arkasında endişe mi, bilgi yetersizliği mi yatıyor? Yoksa karar almamanın faydaları, karar almanın risklerinden ağır mı basıyor?
Karar almak genelde değişimi tetikler ve birçoğumuz genelde statükoyu değiştirmek istemeyiz. Ancak araştırmalara göre yaptığımız şeylerden çok, yapmadığımız şeylerden pişmanlık duyarız.