Kalem, yazmanın mütevazi, sessiz eşlikçisi. Mahzun vazgeçilmezi. Bütün bir hikâyenin önemsenmeyen, arkada kalan, silik kahramanı. Ama asıl kahramanı. Hikâyenin asıl yazıcısı olduğu halde onun dışında kalmak kalemin alnının yazısı. Sessiz ve bütün eylemine rağmen eylemsiz refakatçi. Bu nasıl bir kaderdir ki böyle, o yazmasa hiç de olmayacak olan hikâyede kalemin esamesi bile okunmaz? Sadece yazdıkları okunur. Şimdi artık ne hattat ne de kamış kalem var. Yazmak da daha kolay bir eylem gibi görünüyor. Kalemi olan yazıyor.
Acemi yazılar..