Önce karıncaları on beş, yirmi, kırk, bin parçaya bölmeli, sonra da bu her bölüğü ötekine can düşmanı etmeliydi. Bölünmüş karıncalar, hiçbir zaman bir güç olamazlar, sonuna kadar da tutsak kalırlardı.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Zaten bütün yaratıklar görselerdi, duysalardı savaşı, bütün yaratıklar duyabilselerdi savaş çığlıklarını bu dünyada savaş olamazdı. Savaşın iğrençliği bilinmeyen bir şeydir de... Savaşın kötülüğü saklanan bir şeydir de, yaratıklar onun için kabul edebiliyorlar savaşı.
Tarih hep kocasını, o büyük yazarı anlatıp durmuş ama bu kitabın asıl konusu Agnes’ti. Yani anneydi. Onun o doğayla iç içe hali, sezgileri, çocukları için çırpınışı... Hele o veba illetinin eve nasıl sinsice girdiğini, o küçücük çocuğun nasıl elden kayıp gittiğini okurken resmen büyüleniyor insan. Giden bir evladın ardından kalan o boşluğu, bir annenin o boşlukla nasıl baş başa kaldığını yazar öyle bir anlatmış ki, sanki o evin içindeki o ağır havayı ben de soludum. İnsanın içini yakan derinine dokunan bir yas hikayesiydi. Yaşamak kitabında insan yası içinde yaşıyordu. Koca(Shakespeare) tüm dünyaya duyuruyor bu yası. Yaşa büyük yazar!