Güneş batmak üzereydi. Uçsuz bucaksız bozkıra, akşamın sisli beyaz bulutu çöküyordu. Mevsim yazdı. Otlar kuruyup sararmaya yüz tutmuş, kokuları çevreye yayılmıştı. Dağlara yağmur yağmış, hava hafif bir serinlik getirmişti. O güzel yaz akşamında, güneş iyice batıp kaybolmadan önce, çaylaklar alçaklardan uçuyor, yavru kuşlar cıvıl cıvıl ötüyorlardı...
Raymalı- Aga, atı Sarala'nın yelesini okşadı:
- Ne güzel bir sessizlik, Cennet kadar güzel bir hava, dedi. Ah Sarala, emektar yoldaşım, şanlı atım! Hayat bu kadar güzelmiş demek! İnsan, hayatının son deminde de aşık olur, mutlu olurmuş demek?