Müslüman, dalgalarla sürüklenmek ve insanlık kervanının her yöneldiği ve yürüdüğü yöne gitmek için yaratılmamıştır. Çünkü o, risalet ve gerçek ilmin sahibidir. Dünyanın gidişat ve istikametinden o sorumludur. Onun makamı, taklit etmek ve uydu olmak derekesi değildir. Onun gerçek mevkii, yön vermek, irşat etmek, liderlik yapmak, iyilikle emretmek ve kötülükten nehyetmektir. Zaman değişir, toplum isyan ederek doğru yoldan dönerse zilleti kabul ederek silâhlarını bırakmak suretiyle boyun eğip zamana teslim olmamalıdır, Mümine düşen şey, Allah'ın hükmü tecelli edinceye kadar, onunla mübareze etmek, tek başına da olsa onunla mücadele etmek, savaşmaktır. Güç durumda kalır kalmaz hemen boyun eğmek, kaza ve kaderi mazeret göstermek, zayıf ve bayağı kişilerin işidir. Gerçek mümin, bizatihi Allah'ın galip kazası ve değişmeyen
kaderidir."
Muhammed İkbal
İslâm toplumunu teşkil eden fertlerin her biri, iyi bir Müslüman, hatta kabilse Müslümanların en iyisi olmaktan başka bir şeyi ülkü edinmemelidir.
[Prens Said Halim Paşa]
Medenî milletler seviyesinde söz sahibi olabilmek için düşünce dünyası, yaşayış biçimi, devlet düzeni, ahlak ve din hayatı gibi konularda fedakârlıklardan kaçınılmaması salık verilmekte, İslâmî anlayış ve bağların
terki öngörülmektedir.